ZİKRİNİZ FİKRİNİZE, FİKRİNİZ ZİKRİNİZE UYGUN OLSUN 13/02/2020 MAHMUT TOPTAŞ

Tarafından   14 Şubat 2020

ZİKRİNİZ FİKRİNİZE, FİKRİNİZ ZİKRİNİZE UYGUN OLSUN
13/02/2020
MAHMUT TOPTAŞ

Birisini dinlerken genellikle konuşanın gözlerine bakarız.

“Gözler yalan söylemez” der ve sözün doğruluğunu test ederiz.

Bazı gözler vardır ki, antrenmanla yalanı doğru, doğruyu yalan gösterir hale getirilebilir.

Onun için yalnız gözlere değil, ses titreşimlerine de dikkat edilmeli.

Bazı konuşmacılar vardır ki kelimeler, onun ağzından çıkarken, önce gönül burnunuza o kelimenin güzel kokusu veya pis kokusu gelir.

Aynı kelime, lügat kitabında tarafsız/nötr durumda iken aynı kelimeyi kullanan yazar, siyasi, komutan, çiftçi, sanatkar, mafya…dilinden çıktığında karşıdakinde ayrı manalar yankılanabilir.

Herkes, konuştuğu cümlenin içinde karşıdakinin göz ve kulağından onun gönlüne girer.

Sesinizin ve yazınızın içinde siz varsınız.

Atalarımız: “Dervişin fikri ne ise zikri de odur” demişler.

Ses ve yazınızda yalnız siz değil o güne kadar okuduğunuz, dinlediğiniz, yazdığınız, çizdiğiniz, gördüğünüz, tattığınız, tuttuğunuz, kokladığınız, yediğiniz ve içtiğiniz de vardır.

Onun için yazınız veya konuşmanız için size teşekkür ederken sizin gerinizde görünmeyen binlerce bilgi ve görgü kaynağınız adına teşekkürleri kabul ediniz.

Hani ödül törenlerinde sahnede ödül alan bazıları “Bu ödülü ekip arkadaşlarım adına alıyorum” derler ya işte bu.

Dünyada yaşayan bütün insanların her hareketinde geçmişte insanlar üzerinde etkisi olan başta Hazreti Adem’den son peygamber hazreti Muhammed aleyhisselma kadar bütün peygamberler, bilginler, kahramanlar, sanatkarların etkisi vardır.

Mısır diktatörlerine ve onları tutan dünya put adamlarına baş kaldıran şehit Profesör merhum Seyyit Kutup, gemiyle Mısır’dan Amerika’ya giderken Cuma günü yolcular ondan Cuma namazı kıldırmasını isterler.

Geminin güvertesinde kılınan Cuma namazından sonra bir hanımefendi Kutub’a yaklaşır ve “Ben dil bilimcisiyim. Siz üç ayrı dilde konuştunuz. Ben Arapça bilmem ama bunların biri Arapça, diğer ikisini bilemedim” der.

Seyyit Kutup “Ben Arapçadan başka dil kullanmadım” deyince,

Konuşmanızı tekrarlayabilir misiniz? Der.

Benzer bir konuşmayla özetlerken hanımefendi “Bak şimdi bir başka dile geçtiniz” deyince Seyyid Kutup anlar meseleyi ve Ayetle Hadis arasındaki farkı, Hadisle kendi sözü arasındaki farkı fark ettiğini anlar ve gerçeği kadına anlatır:

Şu Kelam, Allah celle celalühe aittir.

Bu Sevgili peygamberimizin Hadisidir.

Şunlar da benim sözlerimdir” der.

Zaten teşbihte hata olmasın, Allah kelamı güneş ışığı gibi, sevgili peygamberimizin Hadisi ay ışığı gibidir.

Bizim sözlerimizin içinde altın tozu gibi parlayanlar, gümüş gibi aydınlatanlar ve o ikisinden ışık alan sözler olursa, bir de bu sözler, gönül dünyamızda iyice iman haline gelmiş ve olgunlaşmışsa o söz yerde kalmaz, gönülden dile, dilden gönüle aktarılarak gider.

Ayet ve Hadisleri naklederken bizim gönül aynamızın temiz, kirli, berrak veya bulanıklığına göre dışa yansıtırız.

Onun için önce gönlümüzü, kültür kabımızı, çağların içinden akıp gelen inkar, isyan, ifsat sellerinin tortusundan temizlemek gerekir.

Ne yapalım?

Karanlık odaya kibrit ışığıyla girseniz karanlığın gücü kırılır.

Yüz voltluk elektriği açarsanız, karanlık ışık hızıyla oradan uzaklaşır.

Karanlığa sövmekle vakit geçirmek yerine her gün bir Ayeti ve manasını gönlünüze ve kültür kabınıza yerleştirip o gün o ayetle amel etseniz, gönül kirlerinden, bulanıklığından zaman içinde kurtuluruz.

https://soundcloud.com/erbakan/13022020-yasin-suresi-6-sayfa-tefsiri-iyc-bagcilar-mahmut-toptas

#MahmutToptas #Mhmt200213

(7)

Loading Facebook Comments ...