NASİP – MAHMUT TOPTAŞ

Tarafından   23 Nisan 2018

NASİP – MAHMUT TOPTAŞ
Partinin lideri çok değerli bir arkadaşa emir vermiş: “Git ve ilinizde partiyi kur.
O da gider, partiyi kurar ve şehre tanıtır.
Seçim zamanı gelir, herkes onun birinci sıradan aday olacağını sanır.
Ankara’dan karar verilir ve dördüncü sıradan aday olur.
Yakınları ona çıkışırlar, istifa etmesini söylerler.
O da “biz bunu davamız için yaptık. Liderimizi nasıl takdir ettiyse biz, ona uyarız” der.
Seçim esnasında köyden dönerlerken bir trafik kazasında ikinci ve üçüncü sırada olanlar vefat ederler.
Dördüncü sırada otomatik olarak ikinci sıraya iner ve milletvekili olur.
Dört yıl sonra yine aynı ilden yine dördüncü sıraya koyalar.
Üçüncü sıraya koyulduğunu gören adam üçüncünün çıkamayacağını bildiği için istifa eder.
Dördüncü yine otomatik olarak üçüncü sıraya iner.
O seçimde üç milletvekili oyu alınır ve tekrar milletvekili olur.
“Nasip ise gelir Hint’ten Yemen’den
Nasip değil ise ne gelir elden”
12 Eylülün en cıvcıvlı zamanında Üniversitede öğretim görevlisi olan on kadar arkadaşa haftada bir gün ders yapmaktayım.
Dersimiz de gündemde olan olaylara çıkış yolu gösteren bir ayet ve bir hadis açıklaması var.
Bir gün ders harici bir günde asistanlardan biri bana gelerek ardakadaşlardan birinin açık verdiğini, namazını kıldığını yönetimin öğrendiğini onu uyarmam gerektiğini anlattı.
Ben de o hafta Yunus süresinin 107 inci ayeti ile bir çok hadis kitabının rivayet ettiği Sahih bir hadisi anlattım.
Rabbimiz buyurur:
وَإِنْ يَمْسَسْكَ اللَّهُ بِضُرٍّ فَلَا كَاشِفَ لَهُ إِلَّا هُوَ وَإِنْ يُرِدْكَ بِخَيْرٍ فَلَا رَادَّ لِفَضْلِهِ يُصِيبُ بِهِ مَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ وَهُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ (107)
107- Eğer Allah, sana bir zarar dokundurursa onu, ondan başka giderecek yoktur. Eğer sana bir hayır isterse onun lütfunu geri çevirecek yoktur. (Allah) hayrını kullarından dilediğine verir. O, ba-ğışlayandır, esirgeyendir.” (Yunus süresi ayet 107)
Sevgili peygamberimiz bir gün hemen arkasında olan Abdullah bin Abbas’a:
عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ
كُنْتُ خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَوْمًا فَقَالَ يَا غُلَامُ إِنِّي أُعَلِّمُكَ كَلِمَاتٍ احْفَظْ اللَّهَ يَحْفَظْكَ احْفَظْ اللَّهَ تَجِدْهُ تُجَاهَكَ إِذَا سَأَلْتَ فَاسْأَلْ اللَّهَ وَإِذَا اسْتَعَنْتَ فَاسْتَعِنْ بِاللَّهِ وَاعْلَمْ أَنَّ الْأُمَّةَ لَوْ اجْتَمَعَتْ عَلَى أَنْ يَنْفَعُوكَ بِشَيْءٍ لَمْ يَنْفَعُوكَ إِلَّا بِشَيْءٍ قَدْ كَتَبَهُ اللَّهُ لَكَ وَلَوْ اجْتَمَعُوا عَلَى أَنْ يَضُرُّوكَ بِشَيْءٍ لَمْ يَضُرُّوكَ إِلَّا بِشَيْءٍ قَدْ كَتَبَهُ اللَّهُ عَلَيْكَ رُفِعَتْ الْأَقْلَامُ وَجَفَّتْ الصُّحُفُ
قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ
“Delikanlı, sana bazı kelimeler öğreteceğim. Allah için (Allah’ın dinini) koru ki Allah’ta seni korusun. Allah için (Allah’ın sınırlarını) koru ki onu karşında bulasın. Bir şey istediğinde Allah’tan iste. Bir yardım istediğinde Allah’tan yardım iste. İyi bil ki bütün bir millet sana fayda vermek için toplansalar, Allah o faydayı sana yazmamışsa, fayda veremezler. Eğer bir millet sana zarar vermek için toplansalar, Allah’ta o zararı sana yazmamışsa, sana zarar veremezler. Kalemler kaldırıldı, sahifeler kurudu.” (Müsned, Ahmet Abdullah bin Abbas hadisi, 1/293, Tirmizi, Sünen, K. Sıfatül kıyamet, hadis no 2440 )
Ayet ve ahdisi açıkladıktan sonra siz, derslerinizi en iyi şekilde vereceksiniz.
Tezlerinizi örnek olacak şekilde yazacaksınız.
Hocalarınızın fikri ne olursa olsun, bilgisine saygı göstereceksiniz.
Yanlış şeyler söylediğinde “Yanlış söylediniz” demeden en nazik kelimelerle o konunun doğrusunu Ayet numarası vererek, Hadisin kaynağını söyleyerek, bilimsel dergilerden naklederek o mekanda söyleyeceksiniz gerisine karışmayacaksınız.
Hakkın ve haklının yanında yer alanlara kimse zarar veremez anlamında konuşmamı yaptım.
Sonuç ne oldu?
Çaktıran kardeş Doktorasını verdi, çaktırmayan veremedi.
Çaktıran kardeş Doçent oldu, çaktırmayan doktor oldu.
Çaktıran kardeş Prof oldu, Çaktırmayan son gördüğümde Yardımcı Doçentti.
Prof ne oldu sorusuna cevap verirsem, kim oldukları ortaya çıkar.
Bu olayların tersi de olur.
Mesele ne? Hadisin baş tarafında sevgili peygamberimizin dediği gibi Allah’ın Kur’an’ında koyduğu sınırda bekçi olmaktır.
Orada bekçilik şerefini alanlar kendilerini iki dünyada korumuş olurlar.
Kendisi o sınırı aşmadığı gibi aşmaya çalışanları da uyarır.
Ondan sonrasını Allah’a havale etmektir.
“Ben Allah’a havale etmem kendi işimi kendim yaparım” diyenler başarılarında ve başarısızlıklarında nasıl hayretlere düştüklerini gözlerinin önünden bir geçirsinler.
“Nasip ise elden gelir, selden gelir, yelden gelir
Nasip değilse elden gider, selden gider yelden gider”

(37)

Loading Facebook Comments ...