…:: MAHMUT TOPTAŞ ::… YÜCE DOST 03/04/2018

Tarafından   3 Nisan 2018

…:: MAHMUT TOPTAŞ ::…

YÜCE DOST

03/04/2018

Tama’kar/tamahkarlar, HEP aceleci davranırlar.

Bazıları kısa yoldan karnını doyurmak için fakirin cebindeki küçük paraya göz diker.

Bazısı büyük bir mağazanın kasasına, bazısı bankanın kasasına, bazısı da hazineye göz diker.

Bunların hepsine ayrı isim verilse de sonuç olarak hepsi hırsız.

Şef olabilmek için arkadaşlarını satan, müdür olabilmek akrabalarını bile gözden çıkaran, daha yükseklere gelebilmek için dinden imandan geçenler de aynı sanal kumaştandırlar.

Bunlar, ekini gök iken biçen, harmanda aç kalan insan gibidirler.

Makamı Mahmud’un yanı başında sevgili peygamberimize komşu olma makamını geçici makamlara değişmek, akıl karı değildir.

Cennette solmayan, yok olmayan, her saniye tazeliğini koruyan, gönüllerin istediği her şey olan yeri küçücük hırsızlıkla elde edilenlere değişenlere “akıllı” demek mümkin değildir.

Mal da makam da hırsızlara, kimliksizlere bırakılmayacak kadar değerlidirler.

Ama bu makamlar ve mallar, sonsuz hayatı kazanmak için harcamaya yarar.

Firavun’un makamı o gün için dünyanın en büyük makamı idi.

Firavun, saltanat kılıcını sallıyordu halkın üzerinde.

Başını biraz kaldıranların başını alıyordu sallanan kılıç.

Musa aleyhisselam, Firavunun sarayındaki saltanatı bırakıp, insanların gönüllerine, gönülleri yaratanın kelamını ulaştırıyordu.

Sonunda olan oldu, Firavun’un sarayı da, salatanatı da, Nil vadisi de, vadinin bereketli toprakları da gönüllere hitap edenlere kaldı.

Onlar da elde ettikleri makamın, servetin, saltanatın, şöhretin üstüne basa basa yüce makama yükseldiler.

Bazıları da makamın, servetin, şöhretin ağırlığı altında kalarak hem bu dünyanın cefasını çekti, hem cehenneme doğru çöktü gitti.

Hepimiz gidiyoruz. Uçakla uçanla, yaya yürüyen, Köşkte yatan ile köprü altında uzanan, koşanla, kötürüm olan, aynı hızda son durağına doğru gidiyor.

Her nefes bize hayat verirken, hayatımızdan bir nefeslik eksiltiyor.

Öyle ise asıl yatırımı son durağa yapmalı.

Rabbimiz buyurur:

<

p dir=”rtl”>وَابْتَغِ فِيمَا آَتَاكَ اللَّهُ الدَّارَ الْآَخِرَةَ وَلَا تَنْسَ نَصِيبَكَ مِنَ الدُّنْيَا وَأَحْسِنْ كَمَا أَحْسَنَ اللَّهُ إِلَيْكَ وَلَا تَبْغِ الْفَسَادَ فِي الْأَرْضِ إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِدِينَ

“Allah’ın sana verdiği şeylerde âhiret yurdunu iste. Dünyadan nasibini de unutma. Allah’ın sana ihsan ettiği gibi sende ihsan et, yeryüzünde bozgunculuk isteme. Şüphesiz Allah bozguncuları sevmez.” (Kasas süresi ayet 28/77)

Biz, dünyanın tamamını kazansak, gönlümüzde incir çekirdeği kadar yeri olmamalı.

Dünyanın tamamını, cennetin bir gülüne değişecek halde olmalı.

Bu halde olursanız ölümüz de kolay olur.

Yoksa ahirete imanı olmayanın, sahip olduklarından ayrılması kolay olmaz.

Sevgili peygamberimizin bu dünyada söylediği son sözü:

<

p dir=”rtl”>الرَّفِيق الأَعْلَى

“Yüce dostu/dostları istiyorum” oluyor. (Müslim, Sahih, K. Selam, bab 19)

Hemen hemen bütün hadis kitaplarında rivayet edilen bu hadisin burada verdiğim metin aynıdır.

Ancak bazıları bunun başına “Allahümme/Allah’ın” kelimesini getirmiş, bazıları “mea/beraber” kelimesini getirmiş, bazıları “fi/onların içinde” harfini getirmiş.

#MahmutToptas #Mhmt180403

Ayette ise gerçekten beraber olunacak dostların peygamberler, Sıddıklar, şehitler, Salihler olduğunu haber verir:

<

p dir=”rtl”>وَمَنْ يُطِعِ اللَّهَ وَالرَّسُولَ فَأُولَئِكَ مَعَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاءِ وَالصَّالِحِينَ وَحَسُنَ أُولَئِكَ رَفِيقًا

“Kim Allah’a ve Rasülüne itaat ederse, işte onlar Allah’ın kendilerine nimet verdiği nebiler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraberdirler. Onlar ne güzel arkadaştırlar.” (Nisa süresi ayet 4/69)

Bizim birinci derecede dostumuz, bize peygamberleri, sıddıkları, şehitleri ve salihlari dost eden yüce Allah’ımızdır.

Sahip olduğumuz dünyayı yaratan da odur ve onun mülkünü ondan kıskanmak olmaz.

(22)

Loading Facebook Comments ...