…:: MAHMUT TOPTAŞ ::… MEVLA’NIN MECNUNLARIYIZ 26/06/2019 Çarşamba

Tarafından   27 Haziran 2019

…:: MAHMUT TOPTAŞ ::…

MEVLA’NIN MECNUNLARIYIZ

26/06/2019 Çarşamba

Hakkı savunan her hareket ve sözümüz, halkın hayrınadır.

Hakkı savunmak, Hakkın indirdiği kitabı ve onun içindeki emir ve yasakların öğrenilmesi, yaşanması ve gücü oranında çevresindekilere de ulaştırılmasıdır.

Sekiz milyardan bizim gibi birinin veya birilerinin emir veya yasaklarını yerine getirmektense sekiz milyarı yaratan, yaşatan, kanını, kalbini, saçının her telini yöneten Allah celle celalühün emir ve yasaklarını yaşamak ve yaşatmak canlı ve cansız yaratılan her şeyin hayrınadır, menfeatınadır, çıkarınadır.

Konya vaizi olan, Konyalıların “Bozkırlı Mustafa efendi” dedikleri Merhum, Mustafa Parlaktürk’ün Pazar günü vaazlarını kaçırmamaya dikkat ederdim.

Diğer günlerde okulda okuduğumuz için katılamazdım.

Bir vaazından sonra cemaatten biri, “Hocam, tarlamızda bazı hayvanların zararını defedebilmek için ziraat mühendisleri zehirli ilaç veriyorlar, kullanabilir miyiz” dediğinde kullanamayacağını, sevgili peygamberimizin yasakladığını söyledi ve tabii koruma yollarını tavsıye etti.

Sevgili peygamberimizin bu yasağına çağdaş, dijital dünyamız yeni yeni ısınmaya başladı ve tabii korunma, tabii savunma yoluna girdi.

Sevgili peygamberimiz, ilim ve amel/eylemin faziletini, üstünlüğünü anlatmak için:

عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رضي الله عنهما قَالَ : مُعَلِّمُ الْخَيْرِ يَسْتَغْفِرُ لَهُ كُلُّ شَيْءٍ حَتَّى الْحُوتُ فِي الْبَحْرِ.

“Hayrı ve hayırlı şeyleri öğreten muallime, her şey, Allah’tan af diler, hatta denizdeki balıklar bile ona istiğfar eder.” (Darami, Müsned, Babü fazlil ılmi ve’l-Alimi 32, Hadis no 355)

Rahmet, merhamet, şefkat peygamberinin getirdiği din, denizdekilerin bile tabii yaşamını korur.

Tabiatta her şey bize Allah celle celalühü hatırlatır aslında.

İşte bu hatırlamanın adına da “Zikir” diyoruz.

Rabbimiz:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا

Ey iman edenler, Allah’ı çokça zikrediniz.

وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا

Sabah-akşam O’nu tesbih ediniz.” (Ahzab süresi ayet 33/41-42) buyurur.

Kur’an ayetlerini okuduktan, tabiata baktıktan sonra şair İbn’ül-Mu’tez veya Ebu’l-Atahiye:

فَيَا عَجَبًا كَيْفَ يُعْصَى الْإِلَـ … ـهُ أَمْ كَيْفَ يَجْحَدُهُ جَاحِد

وَلِلَّهِ فِي كُلِّ تَحْرِيكَةٍ … وَتَسْكِينَةٍ أَبَدًا شَاهِدُ

فِي كُلِّ شَيْءٍ لَهُ آيَةٌ … تَدُلُّ عَلَى أَنَّهُ وَاحِدُ”

“Şaşılacak şey, Allah, nasıl ısyan veya inkar edilir.

Her hareket ve her durgunluk (med ve cezirler, fırtınalar ve sessizlikler..) O’nun var ve bir olduğunun şahididir.

Her şey onun varlığına ve birliğine işaret eder” diyor. (Beyhaki, Şuab’ül-İman Hadis no 105)

Namazlarımızın tamamı zikirdir. Kur’an okumak zikirdir. Yerine getirilen bütün emirler ve kaçınılan bütün yasaklara uymak zikirdir.

Karada, denizde, havada, yatarken, kalkarken, yürürken, bakarken, duyarken, yerken, içerken, gökyüzüne bakarken, bir güle bakarken, bir kuşu dinlerken… gördüğünüz, duyduğunuz, tattığınız her güzelliğin sahibini hatırlamak zikirdir.

O’nun adını anmak ağız tadıdır.

Bütün bu güzellikleri yaratanı bilmek ve yaratılanlar üzerinde düşünmek fikirdir.

Sevgili peygamberimizin her durumda yaptığı sözlü zikirleri İmam Nevevi, el-Ezkar isimli eserinde toplayıvermiş.

Onların Arapçasını ezberlemek zor gelirse Türkçe anlamını söylemek de Allah’ı zikretmektir.

Hani, yemek yedikten sonra okunan duanın Türkçesi olan “Bizi doyuran, bizi sulayan ve bizi de Müslümanlar arasına katan Allah’a hamdolsun” sözünü söylemek zikirdir.

Bir gün içerisinde dilinizden çıkan hiçbir insanın adının tekrarı, Rabbimizin adından sayıca fazla olmamasına dikkat ediniz.

Mecnun’a, servi ağacını göstermişler ve bu nedir? Demişler Mecnun: “Leyla’mın boyudur”

Ağacın dallarını sormuşlar “Leylam’ın kollarıdır” demiş.

Yanan iki kandili göstermişler “Leylam’ın gözleridir” demiş….

Bizim Leylamızı yaratanın da Mevla’mız olduğunu bileceğiz.

Sevgili peygamberimiz buyurur:

عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ أَنّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ : أَكْثِرُوا ذِكْرَ اللهِ حَتَّى يَقُولُوا مَجْنُونٌ

“Allah’ı o kadar çok zikredin ki, size “Mecnun/deli” desinler” (Hakim, Müstedrek, K. Dua, Ahmet, Müsned, Ebu Said rivayeti, Taberani, Dua, Beyhaki, Şuab, el-Rabiu min Şuab’il-iman)

Hiçbir insanın adını yine sevgili peygamberimizden daha fazla anmamaya dikkat ediniz.

Her salavatımız, sevgili peygamberimizi anmaktır ama, salavata “Allahümme/Allahım” diyerek başlamakla sevgili peygamberimizin adını da Rabbimizin adının önüne geçirmiyoruz ve Rabbimizden sevgili peygamberimiz için istekte bulunuyoruz.

Peygamberimizi anmanın en güzel şekli, onun hal, hareket ve sözlerini anmak ve onu örnek alarak hayatımızı yaşamaktır.

#MahmutToptas #Mhmt190626

(4)

Loading Facebook Comments ...