…:: MAHMUT TOPTAŞ ::… KÜFÜR CEPHESİNDE YENİ BİR ŞEY YOK 23/10/2017

Tarafından   23 Ekim 2017

1965’li yıllarda, sağcı bir gazetede, İstanbul Üniversitesinden bir Profesörün: “Ben laboratuvarda göremediğime inanmam” dediğini yazmıştı.

Bu söz de yeni bir şey değil. Binlerce yıl önce Firavun’ un ateist eğitiminden geçmiş bir kısım insan Hz. Musa’ya:

وَإِذْ قُلْتُمْ يَا مُوسَى لَنْ نُؤْمِنَ لَكَ حَتَّى نَرَى اللَّهَ جَهْرَةً فَأَخَذَتْكُمُ الصَّاعِقَةُ وَأَنْتُمْ تَنْظُرُون

“Hani; “Ey Musa! Biz Allah’ı apaçık şekilde görmeden sana inanmayız” demiştiniz de, siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpıvermişti.” (Bakara süresi ayet 2/55) dediler.

Ateistliğin, Anadolu diliyle gavurluğun temelleri çok eskilere dayanır. Ama bu mikrop, her çağın mantığına uygun olarak kılık değiştirir.

Allah ve ahireti inkar eden bu zümrenin kılık değiştirmediği tek yer vardır, o da hayvanlar gibi yaşamaya özenmek.

İnkârın amacı bu. Haram ve helal koyucu Allah’ı devreden bir çıkardı mı güçlü olup zayıfları yutmak, köşe dönmek için hırsızlık, namussuzluk yapmak adam öldürmek, dostları arkadan vurmak, dün komünist, bugün Kemalist, yarın kapitalist olmak kolaylaşır.

Hayvanlardan daha aşağı dereceye düşen bu yaratıklar için Mehmet Akif merhum:

“Sabahleyin mütefelsif, ikindi üstü fakîh;

Sular karardı mı pek yosma bir edîb-i nezîh;

Yarın müverrih; öbür gün siyâsetin kurdu;

Bakarsın: Ertesi gün ictihâda pey vurdu!…

Hülâsa, bukalemun fıtratınde zübbelerin

Elinde maskara olduk… Deyin de hükmü verin!”

Mütefelsif: Kendini felsefeci diye yutturmaya çalışan.

Fakih: İslam hukukunu çok iyi bilen.

Edib-i nezih: Dili tertemiz bir edebiyatçı.

İctihada pey vurmak: Cahil cesaretiyle İctihat yapmaya kalkmak.

Tefsir dersime katılanlardan biri -“Hocam bizim müdür muavini: Allah’a inanmıyor. Uzun münakaşalardan sonra “böyle deme çarpılırsın” dedim. O: “Var ise çarpsın dedi. cevap veremedim” diye sordu.

“Allah yok” demeleri yeni olmadığı gibi “Varsa çarpsın” demeleri de yeni değildir.

Kafirler:

وَإِذْ قَالُوا اللَّهُمَّ إِنْ كَانَ هَذَا هُوَ الْحَقَّ مِنْ عِنْدِكَ فَأَمْطِرْ عَلَيْنَا حِجَارَةً مِنَ السَّمَاءِ أَوِ ائْتِنَا بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

“Hani “Ey Allah, eğer bu senin katından bir hak ise, haydi üzerimize gökyüzünden taş yağdır veya bize acıklı bir azap getir” demişlerdi. (Enfal süresi ayet 8/32)

Bunların korkmamaları cesaretlerinden değil cehaletlerindendir. İki yaşındaki çocuk elektrik prizine annesinin milini sokmaya çalışırken onu cesaretinden yapmaz. Elektriği bilmediğinden yapar.

Anne ve babası süratle atılıp çocuğun elinden mili kaparlarken bunu yalnız korkularından değil şefkat ve elektrik hakkındaki bilgilerinden yaparlar.

Kur’an-ı Kerim’de:

إِنَّمَا يَخْشَى اللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاءُ إِنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ غَفُورٌ

“Kullarından ancak alimler, Allah’tan korkar. Şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir, bağışlayandır.” (Fatır süresi ayet 35/ 28) buyrulur.

Mevlana bu ayeti tefsir ederken: Sinek aslanın başına konmuş: “Hani nerede ormanlar kralı karşıma çıksın, pençeyi bende görsün” dermiş, diye anlattıktan sonra:

“Bre sinek, aslandan korkmak için ceylan olmak lazım. Senin gibi sinekler aslanı tanımaz ki, korksun” der.

Benim bu cevabı götürüp müdür muavinine anlatır. Müdür, bozulur. Cevapsız kalır. Bir ay sonra da odasını değiştirir.

Çünkü havada bir sinek uçsa, yanındakiler ateist müdür muavinine bakarlarmış.

#Mhmt171023

(53)

Loading Facebook Comments ...