…:: MAHMUT TOPTAŞ ::… KALDIRIM KABADAYISININ ŞAMATASI 30/10/2019 Çarşamba

Tarafından   31 Ekim 2019

…:: MAHMUT TOPTAŞ ::…

KALDIRIM KABADAYISININ ŞAMATASI

30/10/2019 Çarşamba

Eskiler, korkusuz, cesur, kahraman, cengaver, harp, darp adamı, mahallenin namusunu koruyan, delikanlıların kötü alışkanlıklara dadanmasını engelleyen, güçlü kuvvetli, hayırsever insana “Kabadayı” derlermiş.

Onlara özenen, ve gücünü hırsızlıkta, garibanları dövmekte kullananlara da “Kaldırım Kabadayısı” derlermiş.

Osmanlı yıkılalıdan beri Kaldırım Kabadayılığını devletler yapmaya başladı.

En uzak yerden geliyor, mahalleden birine meydan dayağı atıyor, o dayağı yiyenle dargın olanlar, Kaldırım Kabadayısına “ellerine sağlık” hak ettiydi diyorlar.

Kaldırım Kabadayısı da teker teker bütün evlerdekileri dayaktan geçiriyor, hazinelerini de kendi ülkesine taşıyor.

İkinci gün bir başkasına meydan dayağı atıyor, mahallenin en güzel evine yerleşiyor, o evin sahibine “Şımardıydı, hak etti” diyorlar.

Mahalleden biri “Hoop dur bakalım” dediğinde, Kaldırım Kabadayısı “Bu adam ses kirliliği yapıyor, kulak zarımı deliyor” diye şamata yapınca mahallenin gözleri “Hoop” diyene çevriliyor.

Kaldırım Kabadayısı onun işini bitirdiğinde bütün mahallenin korkusu diniyor, “bundan sonra “Hooop” sesi işitmeyeceğiz diye birden huzura dönüşüyor.

Halbuki dayağı atan o, “Kulak zarım!” diye bağıran da o Kaldırım Kabdayısı.

Bizim hissiz, halsiz, hadsiz, basiretsiz, firasetsiz…liğimize bakıp bakıp şamata yapıp gülüyor.

Hasan Basri Çantay merhumun, “Zeka Demetleri” diye adlandırılan küçük hacimli bir kitabında okumuştum:

Balıkesir’de camiye yakın bir evde, evin hanımı, her gün kocasını dövermiş. Öyle acıtırmış ki kocasının çığlıkları cami cemaati tarafından duyulurmuş.

Cemaat dayanamamış, bir gün yüksek bir yerden kadının nasıl dövdüğünü görmek için bakmışlar.

Bir de ne görsünler, koca, hanımının önce ağzını bağlar, sonra döverken kendisi “Yapmaa, etmeee, acı banaaaa…” diye bağırırmış.

Kur’an-i Kerimde iç düşmanların, yani hazreti Musa’ya iman ederek, Firavun’un esaretinden, zulmünden kurtulduktan sonra Musa aleyhisselamın ümmeti arasında eski putçuluklarını diriltmeye çalışan ve altından buzağı putu yapanlara kızan Hazreti Musa, önce kardeşi Harun aleyhisselamın saçından tutup çekmeye başladığında Harun aleyhisselam kullanmış “Şamata” dan türeyen kelimeyi:

وَلَمَّا رَجَعَ مُوسَى إِلَى قَوْمِهِ غَضْبَانَ أَسِفًا قَالَ بِئْسَمَا خَلَفْتُمُونِي مِنْ بَعْدِي أَعَجِلْتُمْ أَمْرَ رَبِّكُمْ وَأَلْقَى الْأَلْوَاحَ وَأَخَذَ بِرَأْسِ أَخِيهِ يَجُرُّهُ إِلَيْهِ قَالَ ابْنَ أُمَّ إِنَّ الْقَوْمَ اسْتَضْعَفُونِي وَكَادُوا يَقْتُلُونَنِي فَلَا تُشْمِتْ بِيَ الْأَعْدَاءَ وَلَا تَجْعَلْنِي مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ

“Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak dönünce: “Benden sonra geride ne kötü olmuşsunuz. Rabbinizin (azab) emrine mi acele ediyorsunuz?” dedi. Levhaları bıraktı ve kardeşinin başından tutup çekmeye başladı. (Kardeşi): “Anamın oğlu, bu kavim beni zayıf buldu. Neredeyse öldüreceklerdi. Düşmanı bana güldürmeve beni zalim kavimle birlikte kılma” dedi.” (A’raf süresi ayet 7/150)

https://soundcloud.com/erbakan/038-araf-suresi-1-tefsiri-mahmut-toptas

“Düşmanı bana güldürme” derken bu “Şamata” kelimesinden türemiş kelimeyi kullandı.

عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ أَنَّ النَّبِىَّ -صلى الله عليه وسلم- كَانَ يَتَعَوَّذُ مِنْ سُوءِ الْقَضَاءِ وَمِنْ دَرَكِ الشَّقَاءِ وَمِنْ شَمَاتَةِ الأَعْدَاءِ وَمِنْ جَهْدِ الْبَلاَءِ

Ebu Hüreyre (R. A.), Nebi sallallahü aleyhi ve sellem: “Kötü kazadan, şekavet/hoşa gitmeyen şeylerin başa gelmesinden, düşmanın gülmesinden, altından kalkılamayacak beladan Allah’a sığınırdı” diyor. (Müslim, Sahih, K. Zikr, Dua ve tevbe, bab 16)

وَاثِلَةَ بْنِ الأَسْقَعِ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- لاَ تُظْهِرِ الشَّمَاتَةَ لأَخِيكَ فَيَرْحَمُهُ اللَّهُ وَيَبْتَلِيكَ

Sevgili peygamberimiz, bize:

“Düşmanın, senin kardeşine yaptığı kötülüğü yayma/sevinme/düşmana yardımcı olma, yoksa, Allah o belaya uğrayan kardeşine rahmet eder de o düşmanı sana bela eder.” Buyurur. (Tirmizi, Sünen, K. Kıyamet, bab 54, Taberani, Kebir, Vasile bin Eska’ hadis No 17593)

Ülkemizde Şeriatçısı, tarikatçısı, radikalı, ılımlısı, sağcısı, solcusu, milliyetçisi, ulusalcısıyla yüzde seksen beşi, Amerika’yı hiç sevmediğini, Amerika’nın yaptırdığı anketle belli olduğu halde Amerika’nın öldürdüğü her Müslüman için hepimiz seviniriz.

Sümbülzade Vehbi:

“Bahusus ede şematet a’da

Ana takat getürülmez asla” Özellikle düşmanın sevinmesine insan dayanamaz” diyor.

Zalim Saddam, gerçekten zalimdi.

Otuz yıllık iktidarında otuz bin Müslümanı öldürmüş.

Dünyanın Kaldırım Kabadayısı, gelip “Öyle otuz yılda otuz bin Müslüman öldürmek iş değildir” deyip bir yılda bir buçuk milyon Müslümanı öldürüp, Saddam’ı asarken, Kelime-i Şehadeti söylerken tamamlatmadan ipini çekiverdiğinde, o yüzde seksen beşlik Müslümanlar ne kadar sevindiler.

Hatta zalim Saddam’ın heykelini yıkan Arap delikanlının ailesini topluca öldürüverdiğinde, delikanlının aklı başına geldi ama “Ba’de harab’il-Basra”

Gerekçe olarak da televizyonlarda şamatacı siyasilerin ve basının, su borularını göstererek “Saddam’ın, Ankara’yı vuracak silahları” nı söylüyorlardı.

Sonradan Amerika “Sizi kandırdııııım. Saddamın o türden silahı yoktu” deyiverdi.

Kaldırım Kabadayısı, Müslümanların düğün nedeniyle toplandığı yeri bombaladıktan sonra, öldürdüğü insanlardan birinin nüfus kağıdını orada bulup “Teröristin adını adresini öğrendik” diyor, yeni bir Müslüman gurubunu topluca öldürüyor ve o yüzde seksen beş yine seviniyor.

“Ama hocam, onlar da Amerikan karargahlarına saldırıyorlar” diyor.

“Kaldırım Kabadayısı, Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de ne ararmış?” demek aklına gelmiyor.

Suriye’ye geldi, Müslümanlardan bizi sevindirecek en azından on tane gurup meydana getirdi.

On tane gurubun, her birini öldürüşünde, yine biz seviniriz.

#MahmutToptas #Mhmt191030

(3)

Loading Facebook Comments ...