İÇİMİZDEKİ SINIRLAR 12/10/2018/Cuma

Tarafından   13 Ekim 2018

İÇİMİZDEKİ SINIRLAR
12/10/2018/Cuma

İçimizdeki sınırlar, hapishane duvarları gibi değildir. Hapishane duvarlarını delen, duvarı aşan, helikopterle hapishaneden kaçan, müdürün arabasıyla sıvışan, günleri dolunca çıkan, af ile çıkanlar olur ama içimizdeki sınırları aşmak en zorudur.

İçimizdeki duvarları, bizi en çok sevenler ördüğü için aşmak istemeyiz de.

Hatta öylesine bu hapishanemizden memnunuz ki bizimle olmayanların da bizim en sevdiklerimizin ördüğü hapishaneye girmesi için yalvardığımız gibi, girmeyenleri öldürme tarafına da gidebiliriz.

Dünyadaki beşeri sistem kavgalarında milyonların öldüğü, sürüldüğü, süründüğü gibi.

Onun için sevgili peygamberimiz, o gün kendisinin muhatabı olan insanlara ve kıyamete kadar gelecek olanlara “Allah’ın indirdiğine uyun” dediğinde, onların “Biz, atalarımızın izinden gideriz” dediklerini günümüzde ise B. M. Güvenlik Konseyinin belalı beşlerinin dediğini tutarız” diyenlerin durumunu Rabbimiz şöyle haber verir:
أَلَمْ تَرَوْا أَنَّ اللَّهَ سَخَّرَ لَكُمْ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَأَسْبَغَ عَلَيْكُمْ نِعَمَهُ ظَاهِرَةً وَبَاطِنَةً وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَابٍ مُنِيرٍ
“Görmediniz mi? Allah, göklerdeki ve yerdekileri emrinize verdi. Size açık ve gizli nimetlerini bolca verdi. İnsanlardan bir kısmı ise bilgisi olmadan, yol göstereni bulunmadan, aydınlatan bir kitabı olmadan Allah ile tartışıyor.

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ اتَّبِعُوا مَا أَنْزَلَ اللَّهُ قَالُوا بَلْ نَتَّبِعُ مَا وَجَدْنَا عَلَيْهِ آَبَاءَنَا أَوَلَوْ كَانَ الشَّيْطَانُ يَدْعُوهُمْ إِلَى عَذَابِ السَّعِيرِ
Onlara “Allah’ın indirdiğine uyun” denildiğinde “Biz, babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız” dediler. Ya şeytan onları alevli azaba çağırmışsa?” (Lokman süresi ayet 31/20-21)

Çocuklarımızı, öğrencilerimizi, ve tüm insanlığı Trump kanunlarına, Putin kurallarına, Avrupa değerlerine, Çin kriterlerine değil, bütün bunların hepsini yaratan ve yaşatanın yönetimine uymaya çağıracağız.

Sevgili peygamberimiz:
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:”أَعِينُوا أَوْلادَكُمْ عَلَى الْبِرِّ “Çocuklarınıza iyiliği öğretiniz” buyurur.
(Taberani, Mu’cemi Kebir, Ali maddesi)

İyiliğin ne olduğunu Rabbimiz haber verir:
لَيْسَ الْبِرَّ أَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلَكِنَّ الْبِرَّ مَنْ آَمَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآَخِرِ وَالْمَلَائِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيِّينَ وَآَتَى الْمَالَ عَلَى حُبِّهِ ذَوِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينَ وَابْنَ السَّبِيلِ وَالسَّائِلِينَ وَفِي الرِّقَابِ وَأَقَامَ الصَّلَاةَ وَآَتَى الزَّكَاةَ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ إِذَا عَاهَدُوا وَالصَّابِرِينَ فِي الْبَأْسَاءِ وَالضَّرَّاءِ وَحِينَ الْبَأْسِ أُولَئِكَ الَّذِينَ صَدَقُوا وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ
“Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz iyilik değildir. İyilik ancak Allah’a, âhiret gününe, meleklere, kitaba, nebilere iman eden, malı O’nun sevgisiyle (çok sevdiği malından) yakınlarına, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelerin hürriyetine kavuşması için veren, namaz kılan, zekât veren, söz verdiklerinde sözlerini yerine getiren, zor ve dar zamanlarda ve savaş anında sabredenler(in yaptığı)’dir. İşte doğru olanlar onlardır. Ve işte Allah’tan sakınan da onlardır.” (Bakara süresi ayet 2/177)

Günümüzde her ülkenin sınırları vardır.
Her evin sınırı da dış kapıda başlar.

Her insanın da sınırı vardır.
Fiziki sınırımızı koruduğumuz kadar, içimizin sınırını koruma alışkanlığımız ve kültürümüzü geliştirelim.

Ağzımızdan giren lokma ve damlanın helallığına dikkat ettiğimiz gibi, kulağımızdan, gözümüzden, burnumuzdan ve elimizden den giren bilgininde helal olduğuna dikkat edeceğiz.

Mesela çocuklarımıza, öğrencilerimize, İslam milletine ve tüm insanlara “Hiçbir insan geçilmez değildir, kendini ona göre geliştir” demeliyiz.

Peygamberlerin peygamberliği bu yarışın dışındadır.

Peygamberlik makamı çalışarak elde edilen bir makam değildir.

Ama insan olarak peygamberler de geçilebilir.
Sevgili peygamberimizin eşi, Hazreti Aişe annemiz, bir koşu yarışında sevgili peygamberimizi geçmiş, birinde de kaybetmiştir. Hazreti Aişe validemiz (Allah ondan razı olsun) anlatıyor:
– حَدَّثَنَا سُفْيَانُ عَنْ هِشَامٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ
سَابَقَنِي النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَسَبَقْتُهُ فَلَبِثْنَا حَتَّى إِذَا رَهِقَنِي اللَّحْمُ سَابَقَنِي فَسَبَقَنِي فَقَالَ هَذِهِ بِتِيكِ “Peygamber aleyhisselam, benimle yarıştı ve ben onu geçtim.
Daha sonra ben biraz şişmanlayınca yine benimle yarıştı o beni geçti ve “Bu benim başarım, daha önce senin başarının karşılığıdır buyurdu.” (Ahmet, Müsned, Aişe hadisi, Taberani, Mu’cemi Kebir, 23/42 hadis no 125)

Eşinin gönlünü hoş etmek için yapılan bu yarışta eşi onu geçtiğinde sevindiği gibi, o eşini geçtiğinde de berabere kaldık diyerek yine gönlünü hoş etmiştir.

Sevgili peygamberimizin yarışta geçilemeyen devesi Azba’yı bir bedevinin değersiz bir devesi geçtiğinde Müslümanlar çok üzülmüşler ve ”Adba’da geçildi” demişler. Bunun üzerine sevgili peygamberimiz: عَنْ أَنَسٍ قَالَ
كَانَتْ نَاقَةٌ لِرَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ تُسَمَّى الْعَضْبَاءَ وَكَانَتْ لَا تُسْبَقُ فَجَاءَ أَعْرَابِيٌّ عَلَى قَعُودٍ لَهُ فَسَبَقَهَا فَاشْتَدَّ ذَلِكَ عَلَى الْمُسْلِمِينَ وَقَالُوا سُبِقَتْ الْعَضْبَاءُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِنَّ حَقًّا عَلَى اللَّهِ أَنْ لَا يَرْفَعَ شَيْئًا مِنْ الدُّنْيَا إِلَّا وَضَعَهُ
“Dünyada Allah’ın yükselttiği şeyi, alçaltma hakkı yalnız Allah’a aittir” (Buhari, Sahih, K. Rikak, bab tevazu)

Ölüm saatimizin değişmeyeceğine imanımızı sağlamlaştırırsak, Rızkımızın dağıtımının Allah tarafından yapıldığına,
Hissemizi elde etmek için çalıştığımıza imanımız tam olursa,
Düşmanın gücü ne olursa olsun, can korkusu da, ekonomik kriz korkusu da bize engel olamaz. “Allah’ın dediği olur” vesselam.

#MahmutToptas #Mhmt181012

(38)

Loading Facebook Comments ...