Hep birden üfleyelim Mahmut Toptaş 27 Mart 2019 Çarşamba

Tarafından   29 Mart 2019

Hep birden üfleyelim

Mahmut Toptaş
27 Mart 2019 Çarşamba

Dünyanın gelmiş geçmiş en ünlü ve şimdilik geçilemeyen boksörü Muhammet Ali Clay ismini duyup da gönlüne bir ferahlık gelmeyen var mıdır?

Seçime giren ve girmeyen 62 partiye üye olanlardan Müslüman olup da içine bir aydınlık girmeyen kişi bulunmaz.

Bu 62 partiye üye olan ve olmayan ama Müslüman bir ailede büyüyenlerden ister komünist, ister ateist, ister deist olsun hepsinin içi, bu isme karşı muhabbet besler.

Canlı bir örnek vereyim, göbek adı Stephen Demetre Georgiou olan, müzik dünyasında Cat Steven adını alan ve 1976’da Müslüman olunca Yusuf İslam adını seçen (1948) Yusuf İslam’ın Türkiye’ye ilk gelişinde sağdan sola kadar bütün gazetelerin manşetinde bayram havası vardı.

Seksen üç milyon nüfus içinde gayr-i müslimler hariç, Yusuf İslam’ın İslam’a girmesine sevinmeyen bir vatandaşımız bulunmaz.

Trafikte sıkışma olduğunda ağır aksak giderken ilerde kaza var herhalde derken bir de bakarsınız ki yolun kenarında iki araba birbirlerine tıklamışlar ve rapor tutuyorlar.

Bizim insanımızın hepsi ne olduğuna bakmadan geçememesi iyiliğinin işaretidir.

Yerde yatan birini görseler doktor olan-olmayan birçoğu arabayı kenara çeker ve yardıma koşar.

İstanbul-Ankara arasında günlük kaç tane araba, otobüs, kamyon ve TIR gelir giderdir bilmiyorum ama on binlerce olduğunu biliyorum.

On binlerce araba arasından bir veya iki tane otoban hırsızının yaptığı haber olur ve fakat yüzlerce yardımlaşmanın hiçbiri haber olmaz.

Haber olmaması iyidir.

Ya bir de on binlerse otoban hırsızı olur da yüzlerce insan yardım sever olup onların yardımseverliği haber olsaydı, ülkenin çöktüğünün ilanı olurdu.

Arabamın tekeri yolun ortasında patladı.

Ben şaşkın şaşkın bakınırken pahalı bir araba durdu, içinde kırk yaşlarında bir beyefendi indi ve kendi arabasından malzemeleri aldı, benim istetmeyi çıkardı, beş dakikaya varmadan işi bitirdi, “Geçmiş olsun” dedi ve arabasına doğru yürüdü.

Ben de ona lastikçinin aldığı paranın iki katını hazırladım sol elimde bekletirken, “Dur, ne olur ücretini vereyim” dedim, “Tamam” deyip yoluna devam etti ve adını bile söylemeden gitti.

Yaşlı bir dede ile ebe, İstanbul’a gelmeye karar verirler. 12 saat sonra Haydarpaşa’ya geldik diye inerler ama tren gittikten sonra indikleri yerin Bostancı olduğunu öğrenirler.

Gecenin saat üçünde Bostancı’da ne yapacaklarını bilemeyen bu iki ihtiyar şaşıp kalınca dede, dizine vurur, “Ne yapacağız” derken bu sözü işiten bir gece kuşu İstanbullu, hemen bir ticari araba çağırır ve “Bu dedeyle nineyi ellerindeki adrese bırak ve gel benden parayı al” der.

Sultanahmet Camii’nde Cuma namazı öncesinde,

Bursa Ulu Camii’nde 1982’de Ramazan Bayramı öncesi ve diğer camilerde her bayram namazında cemaate kırk yıldan fazla zamandır cemaatin dikkatini kendime çektikten sonra, herkes bana bakarken, “Sağa bakınız” diyorum.

Bakmayanlar olursa, “Bakmayanlar, siz de sağa bakın” dedikten ve beş saniye geçtikten sonra, “Sola bakın” diyorum.

Hepsi bakıyor. Bir de, “Önünüzdeki cemaate dikkatle bakın” dedikten sonra, “Bakın, sağınızda sizin partiden olanlar ve olmayanlar var. Solunuzda da, önünüzde de, arkanızda da sizin cemaatten, sizin vakıftan, sizin dernekten, sizin ırktan, sizin renkten olmayanlar var. Ama hepimizi bir araya getiren dinimizdir.”

Kavgaların, iftiraların, karalamaların, sataşmaların, vurmaların, kırmaların olmadığı yerdir burası.

Bizi buraya getiren emrin sahibi olan Allah celle celalühün bütün emirlerini, hakkıyla yerine getirirsek, yeryüzü mescide döner ve can, akıl, din, nesil ve mal güvenliği sorunu halledilmiş olur.

Bunu yapacak maya, hepimizin gönlünde küllendirilmiş durumda.

Küllenmeyi artıran emir alma havasından kurtulup, külleri savuracak gül kokulu seher yeli gibi bir nefese ihtiyaç var.

Birimizin ki yetmez, hepimiz birden üfleyelim. Her gün Rabbimizin bir emrini yerine getirmeye, bir yasağından kaçınmaya gayret gösterelim.

Bir de bakmışsınız ki bir sene sonra bize emir veren bizim gibi ölümlü insanlar hayatımızdan çekilip gitmişler.

Ve biz, küllerimizden yeniden doğmuşuz.

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَالْكِتَابِ الَّذ۪ي نَزَّلَ عَلٰى رَسُولِه۪ وَالْكِتَابِ الَّـذ۪ٓي اَنْزَلَ مِنْ قَبْلُۜ وَمَنْ يَكْفُرْ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وَكُتُبِه۪ وَرُسُلِه۪ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالاً بَع۪يداً

“Ey iman edenler, …iman ediniz” (Nisa süresi ayet 4/136).

Ayetin tefsirini “Şifa Tefsiri”nden bir okuyuverin. Eğer yoksa (212) 511 10 85nolu telefondan, Cantaş Yayınevi’nden isteyebilirsiniz.

#MahmutToptas #Mhmt190328

(4)

Loading Facebook Comments ...