Yönümüze, Sözümüze ve İşlerimize Dikkat Edelim

Tarafından   3 Kasım 2015
YÖNÜMÜZE, SÖZÜMÜZE VE İŞLERİMİZE DİKKAT EDELİM …:: MAHMUT TOPTAŞ ::…

Doğuya dönerseniz, sırtınızı batıya çevirmiş olursunuz.

Batıya çevirirseniz, doğuya sırt çevirmiş olursunuz.

Tabii olaylar olduğu için hiç bir sorun da yoktur.

Ama Namaz kılacaksınız ve kıbleyi de biliyorsunuz, buna rağmen sırtınızı kıbleye dönerek namaz kılarsanız namazın şartlarından olan “İstikbali kıble” kıbleye dönüş gerçekleşmediği için namazınız olmaz.

Ancak kıbleyi belirleyemediğiniz bir yerde olursanız, soracak birini de bulamazsanız, sorduğunuz adam yanlış bilgi vererek tam aksi yönde namaz kılmışsanız namazınız geçerlidir.

Fıkıh bilgileri aslında bizim sosyal hayatımızı da yönlendirir.

Namaz insanı kötülüklerden alıkoyar” ayetine göre namazın şartları ve bilgisi de bizi diğer konularda da yönlendirir.

Bir hanımefendi sabah namazına uyanma duası sorduğunda kendisine, yatsı namazını kıldıktan sonra sabah namazını kılma isteği ve iştiyakı ile yatağa yatarsa sabah namazına uyanabileceğini söylediğimde aklına yattı ve “O zaman herkes uyanabilir, ancak biz gece yarısına kadar televizyon seyrediyoruz” diyor.

Dikkat edin, eski dilimizde “ma-la-yani” faydasız, boş, incir çekirdeğini doldurmayan programlar, insanın iki dünyasını iyi yönde etkileyecek farz ibadetinden alıkoyabiliyor.

Faydasız veya kötü bir işi yapmakla kalmıyorsunuz ardından o yaptığınız söz veya işi daha hayırlı olan birine engel oluyor.

Bir toplantıda dinime düşman birine sırt döndüğünüzde arkanızda kimin kaldığına dikkat ediniz.

O din düşmanı, Müslüman sahnesinde, mahallesinde ekranında, “Ben de Allah’a ve rasülüne iman ettim ve itaat ettim” dese bile dikkat ediniz.

Şimdi bir ayeti kerimeyi sunacağım ama bu meale itirazınız olursa, Türkiye’de veya dünyada hangi dilden anlıyorsanız o dilden mealini okuyunuz.

Rabbimiz bizi uyarır:

وَيَقُولُونَ آَمَنَّا بِاللَّهِ وَبِالرَّسُولِ وَأَطَعْنَا ثُمَّ يَتَوَلَّى فَرِيقٌ مِنْهُمْ مِنْ بَعْدِ ذَلِكَ وَمَا أُولَئِكَ بِالْمُؤْمِنِينَ 

“Allah’a ve Peygambere iman ettik ve itaat ettik” derler. Bundan sonra on­lardan bir kısmı yüz çevirirler. İşte onlar mü’min değillerdir.” (Nur süresi ayet 47)

Nasıl olur, “iman ettim” diyen bir insanın kalbini yarıp bakamadığımıza göre nasıl “Sen iman etmedin” diyebiliriz, diye akla gelebilir.

Cevabı ben vermem, Rabbimiz hemen bu ayetin ardından nedenini haber veriyor:

وَإِذَا دُعُوا إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ إِذَا فَرِيقٌ مِنْهُمْ مُعْرِضُونَ 

“Aralarında hükmetmesi için, Allah’a ve Rasülüne çağırıl­dıkla­rında bir de bakmışsın ki on­lardan bir kısmı yüz çevirirler.

وَإِنْ يَكُنْ لَهُمُ الْحَقُّ يَأْتُوا إِلَيْهِ مُذْعِنِينَ 

“Eğer hak onların (lehine) olursa, boyunlarını eğerek ona (Kur’ân’a) gelirler.” (Nur süresi ayet 48-49)

Aman ya Rabbi..! küfrünü gizleyen münafık insanların röntgenini bi­zim için ne güzel veriyor. Yeri gelince Allah ve Peygamberine imandan dem vururlar. Hatta ibadetlerinden, itaatlarından dem vururlar. Ama gelin Allah’ın kitabına göre hükmedin denildi mi yüz çevirirler ve “Batının değerleri bize yeter, onun yerine hiç bir şeyin koyulmasına izin vermeyiz” despotluğunu da yaparlar.

Bunlar hem hasta hem zalimdirler.

Rabbimizi dinleyelim:

أَفِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ أَمِ ارْتَابُوا أَمْ يَخَافُونَ أَنْ يَحِيفَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ وَرَسُولُهُ بَلْ أُولَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ 

“Kalplerinde bir hastalık mı var? Yoksa şüp­heleniyorlar mı? Yoksa Allah ve Rasülünün zulme­deceğinden mi korkuyorlar? Ha­yır, İşte onlar za­lim­lerin ta ken­dileridir.” (Nur süresi ayet 50)

İnsanı münafıklığa iten üç sebep:

1- Kalplerindeki hastalık.

2- Kur’anın mesajlarından şüphe etmek, verdiği haberlerin doğrulu­ğundan şüphelenmek.

3- Allah ve Resulünün dedikleri uygulandığı zaman kendilerine zulmedileceğinden korkmak.

Üç durumda da kâfirlikten kurtulamazlar. Günümüzde ikinci madde­deki şüpheyi taşıyan bir kısım Müslüman aydınımız vardır. İnancında samimi olan, batıyı Kur’an’dan daha iyi bilen bir kısım insanımızda ma­alesef bu şüphe vardır. Mutlaka giderilmelidir.

إِنَّمَا كَانَ قَوْلَ الْمُؤْمِنِينَ إِذَا دُعُوا إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ أَنْ يَقُولُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

“Aralarında hükmetmesi için Allah’a ve Rasülü’ne davet edil­dikle­rinde, mü’­minlerin sözü ancak: “İşittik ve itaat ettik” demek olur. İşte onlar kurtuluşa erenle­rin ta ken­dileridir.

وَمَنْ يُطِعِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيَخْشَ اللَّهَ وَيَتَّقْهِ فَأُولَئِكَ هُمُ الْفَائِزُونَ

Kim Allah’a ve Rasülü’ne itaat eder, Allah’tan korkar ve on­dan sakı­nırsa, işte onlar kazananların ta ken­dileridir.” (Nur süresi ayet 51-52)

Not: Bu ayetlerin tefsirini bir de “ŞİFA TEFSİRİ” isimli eserimden bir okuyuverin.

Eğer yoksa, 0 (212) 5111085 nolu telefondan Cantaş yayınevinden isteyebilirsiniz.

 
 

(43)

Loading Facebook Comments ...