ÜÇ KİŞİYE ACIYIN – MAHMUT TOPTAŞ

Tarafından   23 Eylül 2016

ÜÇ KİŞİYE ACIYIN – MAHMUT TOPTAŞ

Birisi il müftülüğü yapmış emekli müftü.

Öbürü, orta okulu bitirmiş, bir işyerinde çalışıyor.

Müftü, emekli oluncaya kadar baştan sona hiçbir tefsir kitabını okuyup bitirmemiş.

Sevap olsun diye hep hatim okumuş.

İsteyenlere Kadı Beyzavi’yi okutmuş ama hep Kur’an-i Kerimin dil bilgisi ile edebiyatına ağırlık vermiş ve mana  üzerinde durmamış.

Bir sohbet esnasında gencecik delikanlı “Sayın hocam, bu konuda Taha süresinin …nolu ayetinde , İsra süresinin …nolu ayetinde Kur’an şöyle diyor”

Müftü emeklisi ne söylüyorsa o delikanlı da ayetin anlamını, süre adını ve ayet numarasını söylüyor. Ama ayeti açıklamada yanılıyor.

Müftü efendi Kur’an’ın ruhuna uygun olarak doğruyu söylüyor, delikanlı ise Mealden anladığını anlatmaya çalışıyor.

Delikanlı Kur’an okumasını da bilmiyor.

Müftü efendi, evdeki meali istedi ve delikanlının bahsettiği süre ve ayet numaralarına bakarak ayetlerin Arapçalarını ve meallerini okuduktan ve böyle bir ayetin var olduğunu öğrendikten sonra ayetin mealinden delikanlının yanlış mana çıkardığını da açıkladı.

Delikanlı, “Meale bir de ben bakabilir miyim? Diyerek eline aldı ve Mealin kapağındaki “Diyanet” kelimesini görünce irkildi ve bu meal baştan yanlış. Bu kelime “Diyanet” değil “Dinayet” olması lazım. Bunu bile kasıtlı olarak yanlış yazmışlar. “Din” ve “Ayet” kelimelerinin birleşiminden meydana gelen bu kelimeyi bile değiştirerek “Diyanet” yazmışlar.” Diyor delikanlı.

Buyurun gerçekten Arapçaya hakim, Kadı Beyzavi’yi okutacak kadar kudertli alimin, Kur’an’ın içeriğini bilmemesine  mi üzülelim, Kur’an aşığı delikanlının her ilimin ehlinden öğrenilmesini kabul ettiği halde “Kur’an’ı kendim okur kendim anlarım benim hiçbir mezhebe, hatta peygamberin açıklamasına bile ihtiyacım yok” demesine mi üzülelim.

İkisine de sevgimizi devam ettirelim ama bizi bu hale getiren sistemin kendine ve uygulayıcılarına üzülelim.

Senedi zayıftır diye bilinen, İbni Hıbban, Deylemi, Hatıb, Fütuhuşşam gibi bazı hadis ve İslam Tarihi kitaplarında sözün hadis olduğunu söyleyenler olduğu gibi  Fudayl bin Iyad’a ait olduğu da söylenen hadis veya Kibarı Kelam aklıma geldi:

أَكْرِمُوا ثَلَاثَةً عَزِيزَ قَوْمٍ ذَلَّ وَغَنِيًّا افْتَقَرَ وَعَالِمًا بَيْنَ جُهَّالٍ

 

“Üç kişiye azıcın/ikramda bulunun: 1- Kavminin azizi/en değerlisi iken zelil olan,

2- Zenginken fakir düşen,

3- Cahiller arasında kalan alime acıyın”

Hani Necip fazıl Kısakürek merhum “Mehmedim” adlı şiirinde hapis hayatını anlatırken:

“Baba katiliyle baban bir safta” diyordu.

Onun acısını yaşamayan bilmez.

Kargalar kafesine bırakılan bülbül gibi, eşek ahırına tıkılan ceylan gibi alimin dili tutulur kalır.

“Diyanet” kelimesinin doğruluğunu bu çocuğa anlatmak zor olduğu gibi dinleyenlerin aklını çeliyor delikanlı “Din” ve “Ayet” kelimelerini bir araya getirerek yanlışı doğru gibi sunduğundan.

Çünkü dinleyenler, din için, bir tek ayet için can verirler ama neyin ayet olduğunu bilmeden yaparlar ve delikanlıyı tasdik ederler.

Kemal zade Ekrem beğ, ne güzel söylemiş:

“Cahil kelamıyla ider cehlini teşhir

Fikrince kılar ilm ile dünyaları teshir.”

Herkes bildiğinin alimidir. Doğruluğunu Kur’an ve sahih Hadisten alan bilgileri sunarken cahillerden gelecek tepkilere bakarak kabuğunuza çekilmeyiniz.

Kabahati ona değil, onu o hale getirenlere bulunuz.

Örnek ve önderlerimiz, Kur’an’ın bize bildirdiği bütün peygamberler ve en sonuncusu sevgili peygamberimiz.

Ebu cehil gibilerin elle ve sözle yaptığı saldırılarından dolayı geri adım atmadan cahilin iç dünyasının ne olduğunu ve nasıl değişime uğratılacağını bilerek yoluna devam etmiştir.

Leskofçalı galip, gönül ehli insanlar, kendilerine uygun insan bulamadıklarında mutlu olamazlar. Onlar, cahiller arasında yaşarlarken sanki hapis hayatı yaşamış gibidirler anlamında

“Ehli dil sohbeti na cins ile şadan olmaz

Bezm-i cühhal gibi arife zindan olmaz” deyivermiş.

Vatikan’da papanın, kardinallerin ve papazların bu günkü dilde cahil olduklarını söylesek kimse inanmaz.

“Dünya dönüyor” dediği için, Papa’nın emriyle Galile’yi idama mahkum eden hakimlere “cahil” demeye bu günün insanının dili varmaz.

Nobel Fizik Ödülü alan Hawking’in cahil olduğunu söylemek de risk taşır bu gün.

Ama bunlar, resme bakıp hayran kalıp, renk ve desenleri üzerinde doktora yapan, ama ressamı hiç hesaba almayan kişiler gibidirler.

İnsanlar içinde, gündüz vakti fenerle insan arayanlar bilir, cahiller zindanının ne olduğunu.

Ama sevgili peygamberimiz, onların cahilliklerini yüzlerine vurarak yapmamış tebliğini.

Onların gönüllerine, akıllarına Allah’ın ayetleri sunmuş ve göz kapağını açan adamın etrafı gördüğü gibi gönül gözünü açanlar da cehaletin karanlık hapishanesinden kurtulmuşlar.

Rabbimiz buyurur:

قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ

“Söyle: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer süresi ayet 9)

 

#Mhmt160823

(30)

Loading Facebook Comments ...