SÖZ UÇUP KAYBOLMAZ – MAHMUT TOPTAŞ

Tarafından   9 Kasım 2016

Vaaz ve konferanslarımı verirken kendi yapabildiklerimden örnekler veriyorum.

Konuştuklarımın yapılabilirliğini söylüyorum.

Ama buna rağmen bazen “acaba boşuna mı konuşuyorum” diye de hatırımdan geçiriyorken Kur’an-i Kerimin ve Sünneti seniyyenin sözlü başladığını ve bu gün dünyada eksizsiz ve fazlasız 1400 yıldır okunan tek metnin Kur’an-i Kerim olduğunu, milyarlarca insanın onunla hidayete kavuştuğunu hatırlayınca yine ayet ve hadisleri açıklamaya devam diyorum.

1996 yıllında yanıma gelen bir tanıdığım, “Hocam, bu delikanlı bu sene İlahiyat fakültesini birincilikle bitirdi” dedi.

Tebrik ederken o delikanlı da bana “Benim ilahiyat fakültesine gitmeme sebep sensin” dedi.

– Seni ilk defa görüyorum” dedim.

– Ben de seni ikinci defa görüyorum. On dört yıl önce bizim İmam-Hatip okuluna konferans için geldiniz. Konuşmanızda “En zeki öğrenciler İlahiyat Fakültesine gitsinler. Ben ev yapacak olsam Müslüman mühendis de, kafir mühendis de planımı çiziverir. Hastalansam her ikisi de tedavi ediverir. Bu günlerde Müslümanların en büyük ihtiyacı İslam’ı çok iyi bilen, yaşayan ve yaşanabilirliğini gösteren ilim adamlarımızadır.” Dedin ve ben o gün birinci sınıfta iken kararımı verdim” demişti.

Demek ki konuşulan sözler havada uçup gitmiyormuş.

Rabbimiz,
وَذَكِّرْ فَإِنَّ الذِّكْرَى تَنْفَعُ الْمُؤْمِنِينَ
“Öğüt ver. Çünkü öğüt mü’minlere fayda verir.” (Zariyat süresi ayet 51/55) buyurmuş.

Allah korkusu olanalrın nasihattan nasibini alacağını,
فَذَكِّرْ إِنْ نَفَعَتِ الذِّكْرَى
“Eğer öğüt fayda verirse, öğüt ver.
سَيَذَّكَّرُ مَنْ يَخْشَى
(Allah’tan) korkan öğüt alacaktır.
وَيَتَجَنَّبُهَا الْأَشْقَى
Şaki olan ondan kaçı­nacaktır.” Diye haber vermiş.(A’la süresi ayet 87/9-12)
نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَقُولُونَ وَمَا أَنْتَ عَلَيْهِمْ بِجَبَّارٍ فَذَكِّرْ بِالْقُرْآَنِ مَنْ يَخَافُ وَعِيدِ
“Biz onların ne söylediklerini iyi biliriz. Sen onlar üzerine zorba değilsin. Tehdidimden korkanlara, Kur’ân’la öğüt ver.” (Kaf süresi ayet 50/45)

Öğütlerimizin, vaazlarımızın, uyarılarımızın, nasihatlarımızın dayanağı mutlaka Allah’ın kitabı, Rasülünün sünneti olsun.

Söylediklerimizi yapmış olursak daha etkili olur.

Rabbimiz,
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ
Ey iman edenler yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?
كَبُرَ مَقْتًا عِنْدَ اللَّهِ أَنْ تَقُولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ
Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah ka­tında büyük bir nefretle karşılanır” buyuruyor. (Saf süresi ayet 61/2-3)

Yapmamışsanız söylemeyin anlamına değildir.

Yapmadığınızı “yaptım” diye söylemeniz yalana girer ve büyük günahtır.

Ama yapamadığımızı da söylememek olmaz.

Eğer yapamadığımız doğruları söylemek yasak olsaydı ağzımızı kapatmamız gerekirdi.

30 Haziran 1993 yılında MÜSİAD’ın Mecidiyeköy’deki salonunda “Zenginlere ve Zengin olmak İsteyenlere” başlıklı bir konuşmam olmuştu.

Ben işadamı olmadığım halde onlara “Hepiniz, bu günden itibaren iş başından önce veya iş sonu işçilerinize bir saat Kur’an okuma ve İlmihal bilgileri vereceksiniz ve bu bir saati mesai kabul edip ücretlerini ödeyeceksiniz” demiştim.

İki sene sonra tanımadığım bir adam beni sokakta yakaladı ve bir pastahanede o gün dinlediğini uygulamaya geçtiğini, istisnasız bütün işçilerin katıldığını ve Hıristiyan olduğunu bilmediği bir işçisinin de Müslüman olduğunu bana söyledi.

Demek ki, söz boşlukta uçup gitmezmiş.

#Mhmt161109

(47)

Loading Facebook Comments ...

SÖZ UÇUP KAYBOLMAZ – MAHMUT TOPTAŞ” da bir yorum