SEVDİKLERİMİZ CENNETE SET OLMASIN …:: MAHMUT TOPTAŞ ::..

Tarafından   27 Kasım 2015

SEVDİKLERİMİZ CENNETE SET OLMASIN …:: MAHMUT TOPTAŞ ::…
Allah sevgisi ile, Allah düşmanlarının sevgisini bir gönülde birleştirmek geceyle gündüzü, zehirle panzehiri birleştirmek gibidir, hayali bile zordur.

Kelime-i Şehadetle iman kalbe girince, güneşin doğuşuyla karanlığın gittiği gibi, kafirlik karanlığıyla kafir sevgisi de o kalp ülkesini terk ederler.

Rabbimiz buyurur:

لَا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآَخِرِ يُوَادُّونَ مَنْ حَادَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُوا آَبَاءَهُمْ أَوْ أَبْنَاءَهُمْ أَوْ إِخْوَانَهُمْ أَوْ عَشِيرَتَهُمْ أُولَئِكَ كَتَبَ فِي قُلُوبِهِمُ الْإِيمَانَ وَأَيَّدَهُمْ بِرُوحٍ مِنْهُ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ أُولَئِكَ حِزْبُ اللَّهِ أَلَا إِنَّ حِزْبَ اللَّهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

“Allah’a ve âhirete iman eden bir toplumu, Al­lah’a ve Rasûlü’ne karşı düşmanlık yapan, onun bildirdiği hukuka karşı koyanlarla seviştik­lerini bulamazsın velev ki bunlar (ka­nun koyanlar) babaları, oğulları, kardeşleri veya akrabaları olsa da. İşte onların kalplerine imanı yazdı ve onları kendin­den bir ruh ile destekledi. Onları altından ır­maklar akan Cennetlerde ebedi kalmak üzere koyacaktır, Allah onlardan razı olmuştur, onlar da ondan razı olmuştur. İşte onlar Hizbullah (Al­lah’ın taraftarı)’dır. İyi bilin ki Hizbullah, kurtuluşa erenlerin ta kendileri­dirler.” (Mücadele süresi ayet 22)

Ayetin metnindeki kelimelere dikkat etmemiz gerekir.

Hemen meladeki manalara bakarak, at gözlüğü takarak, herkesi düşman görmeye başlamamak gerekir.

İmam Şafii, el-Ümm isimli eserinde bu ayeti anlatırken din ile nesebi ayırıyor ve bir insan dine girer ve çıkar ama nesebinden çıkamaz. Örnek olarak Hazreti Nuh aleyhisselamı ve İbrahim aleyhisselamı verir. (Muhammed bin İdris, el-Ümm, Bab’ül-Vela)

Malum, Nuh alyhisselam, son ana kadar, kafir oğlunun gemiye binmesi için yalvardığını, İbrahim aleyhissselama yasak gelinceye kadar babası için İstiğfar ettiğini Kur’an haber verir.

Kendi halinde yaşayan kafir bir insan ile İslam dinine savaş açan kafiri aynı görmez Kur’an.

Lokman süresinde:

وَوَصَّيْنَا الْإِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ حَمَلَتْهُ أُمُّهُ وَهْنًا عَلَى وَهْنٍ وَفِصَالُهُ فِي عَامَيْنِ أَنِ اشْكُرْ لِي وَلِوَالِدَيْكَ إِلَيَّ الْمَصِيرُ

“Biz insana, anne-babasına karşı (iyilik yap­masını) tavsiye ettik. An­nesi onu zayıflık üstüne za­yıflıkla taşımıştır. Onun sütten ayrıl­ması iki se­nede olmuştur. Bana ve anne-babana şükret, dö­nüş ba­nadır diye tavsiye ettik.

وَإِنْ جَاهَدَاكَ عَلَى أَنْ تُشْرِكَ بِي مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا وَصَاحِبْهُمَا فِي الدُّنْيَا مَعْرُوفًا وَاتَّبِعْ سَبِيلَ مَنْ أَنَابَ إِلَيَّ ثُمَّ إِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَأُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

“Hakkında bilginin olmadığı şeyi, bana ortak koşman için, anne ve baban seni zorlarsa, sakın onlara itaat etme. Bu dün­yada onlarla iyi geçin ve bana yöne­lenin yoluna uy. Sonra dönü­şünüz bana­dır. Yap­tıklarınızı size haber veririm.” (Lokman süresi ayet 14-15)

Baba ve anne ve ikisinden biri kafir olsalar, çocuklar onlara yine de iyilik yapmaya devam edecekler. Ancak dinden dönmelerini istediklerinde, haramları emrettiklerinde, onlara itaat etmeyecekler ama yine de iyiliğe devam edecekler.

Maide süresinin beşinci ayetinde Ehli kitap (Yahudi ve Hıristiyan) kadınlarından bekar ve iffetli olanlarıyla evlenmeye izin veriyor.

İnsan eşini seveceğine göre Müslüman olmayanlardan dinime düşman olan ve dinimi yok etmek için Ayette ifade edildiği gibi had çizen, Allah’ı ve Rasülünü sınır altına almaya ve oraya hapsetmeye çalışanlara karşı sevgi gösterilmez.

Fransız ihtilalini yapanlar “Allah’ı öldürdük, kiliseye gömdük” demişlerdi.

Bedir harbine katılan müşrikler de bunu yapmak için gelmişlerdi.

Ubeydet’übn’ül Cerrah, Babası Abdullah bin Cerrah’la karşı karşıya geldiğinde kendisini öldürmek için saldıran babasını öldürmüştü.

Hazreti Ömer, dayısı As bin Hişam’ı öldürmüştü.

Allah’ın, rasülünün ve onun yolunda cihat sevgisinin önüne hiç bir şeyin sevgisini geçirmeyin ve Rabbinizi dinleyin:

قُلْ إِنْ كَانَ آَبَاؤُكُمْ وَأَبْنَاؤُكُمْ وَإِخْوَانُكُمْ وَأَزْوَاجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَالٌ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَا أَحَبَّ إِلَيْكُمْ مِنَ اللَّهِ وَرَسُولِهِ وَجِهَادٍ فِي سَبِيلِهِ فَتَرَبَّصُوا حَتَّى يَأْتِيَ اللَّهُ بِأَمْرِهِ وَاللَّهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ

“De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeş­leriniz, eşleriniz, aşireti­niz, ka­zandığınız mallar, düşmesinden korktuğunuz ticaret ve hoşlandığı­nız evler, size Allah’tan, Rasülü’nden ve O’nun yo­lunda cihattan, daha sev­gili ise o halde Allah’ın emri ge­linceye kadar bek­leyin. Allah fasık topluluğa hidayet vermez.” (Tevbe süresi ayet 24)

https://soundcloud.com/erbakan/073-furkan-suresi-1-8-tefsiri-mahmut-toptas

(14)

Loading Facebook Comments ...