SAYIN CUMHURBAŞKANIM

Tarafından   25 Kasım 2015

SAYIN CUMHURBAŞKANIM …:: MAHMUT TOPTAŞ ::…

Padişahın biri, suçlunun idamına karar verince, suçlu sövmeye başlamış ama Padişahın anlamadığı bir dille küfrediyormuş.

Padişah, suçlunun ne dediğini sorunca iyi kalpli Vezir (Bakan veya danışman) “Efendim, bu suçlu,

وَالْكَاظِمِينَ الْغَيْظَ وَالْعَافِينَ عَنِ النَّاسِ    

“O Allah’tan korkanlar, öfkelerini yutanlar ve insanları afvedenlerdir” ayetini okudu” der. (Al-i Imran süresi ayet 134)

Bunun üzerine Padişah, suçluyu afveder.

Suçlu tahliye edildikten sonra kötü kalpli vezir, “Efendim, padişaha yalan söylemek doğru olmaz. O suçlu sövmüştü” deyince,

Padişah, “Bunun yalanı senin doğrundan daha hoş geldi bana. Bilge insanlar, “İyilik için söylenen yalan, fitne çıkaran doğrudan iyidir” demişler der.” (Şeyh Sadi, Gülistan, bölüm 1, fıkra 1)

Sayın Cumhurbaşkanım, şimdi size Sayın Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığını Sayın Necdet Sezer’den devraldığı günün ertesi günü olan 28.08.2007 tarihinde yayınladığım yazının aynısını tekrarlıyorum:

 “Herkesi Allah’ın kulu olarak görmelisiniz. Efendimiz buyurmuş: 

عَنِ الزُّبَيْرِ بْنِ الْعَوَّامِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْبِلَادُ بِلَادُ اللَّهِ وَالْعِبَادُ عِبَادُ اللَّهِ فَحَيْثُمَا أَصَبْتَ خَيْرًا فَأَقِمْ

“Bütün kullar Allah’ın,  bütün iller Allah’ındır. Nerede hayırlı (Hayırlı insan, hayırlı yurt) bulursan oraya yerleş” (Ahmet,  Müsned, Zübey bin Avvam hadisi, 1/166)

Herkese kanun önünde eşit muamele edilmeli.

 Peygamberimiz:

النَّاسُ سَوَاسِيَةٌ كَأَسْنَانِ الْمُشْطِ

النَّاسُ مُسْتَوُونَ كَأَسْنَانِ الْمِشْطِ لَيْسَ لأَحَدٍ عَلَى أَحَدٍ فَضْلٌ إِلاَّ بِتَقْوَى اللهِ

Enes bin Malik’in rivayetinde,

“İnsanlar bir tarağın dişleri gibi eşittirler. Hiç birinin diğeri üzerinde üstünlüğü yoktur; ancak Allahtan sakınan hariç.” (Müsned-i Şihab 1/145, hadis 195, ılel-ü İbni Ebi Hatem 2/111, hadis 1829, Acluni, Keşf’ül Hafa, 2/326 Senedinde zayıf kabul edilen bir ravi var) buyurur.

“Velisi olmayanın velisisiniz” Her renk, her ırk, her dinden insanın velisisiniz. 

Hiçbir kimseyi azarlamak, kovmak, eziyet etmek durumunda değilsiniz. 

Sevgili peygamberimiz buyurur:

وَمَنْ يُشَاقِقْ يَشْقُقْ اللَّهُ عَلَيْهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

 “Her kim, meşakkat ve zahmet verirse, Allah da kıyamet gününde o kimseyi azâb ile cezalandırır”  (Buhari, Sahih, Ahkam bab 9)

Kapınızı herkese açınız. 

Veya halkın sizi ziyaret edeceği bir gününüz olsun.

Çankaya’da mutluluk bayrağı dalgalansın.

Çöp bidonları etrafında aç köpekler bile dolaşmasın, hepsi tok gezsin.

Adaletin kanatları, ülkenin her tarafına yayılsın, zulmün zevaline sebep olsun.

Uda benzeyen ülke coğrafyasında zengin-fakir, amir-memur herkes udun teli gibiyse siz ahenkle saadet, refah, adalet, hürriyet, istiklal marşlarını söyleten olunuz.

Halk kızacak, siz kızmayacaksınız. 

Halk uyurken sizin adaletiniz gece bekçisi olacak.

Hakaret ve tazminat davası açacak avukatlarınızı yedi yıllık izine gönderiniz.

Sevgili peygamberimiz, Mekke’nin fethi günü yaptığı konuşmada mağlup devlet başkanlarına, katiller sürüsüne, hırsızlar çetesine, fuhuş tacirlerine… Hepsine birden “Bu günden başlayarak geçmişinizi hiç konuşmayacağız, ayıplamayacağız, hesaba çekmeyeceğiz anlamında Yusuf süresinin 92 inci ayetini okumuştur. (Bak, Kurtubi tefsiri, Yusuf 92)

Düşmanlara karşı kalkan, dostlara kanat olacaksınız.

Dini ve dünyayı bilen, geçmişi bilip geleceği tahmin eden Arif, alim, aydın, sanatkar ve komutanlarla en geç ayda bir defa buluşup görüşme yap.

Heybetini suçlulara, adaletini halka göster.

Ayın birinde 200 devletin önemli siyasilerini davet ediniz ve dünya sorunlarını görüşünüz. 

İkinci ay 200 devletin en önemli ilim adamlarını çağırınız ve görüşünüz.  

Şairleri, sanatçıları, komutanları, mimarları vs.. her daldan öne geçmiş insanlarıyla görüş, tanış ve ülkeyi tanıt, istifade et ve ettir.

Komşu ülkelere akşam oturmalarına git.

Çankaya’daki sakinler, sizin evinize akşam çayına gelebilsinler.

Aklınız adalet için çalışsın. 

Hakkın ve halkın rızasını gözetiniz. 

Her anlama gelen sözlerden uzak durunuz, halka ve basına tuzak kurmayınız. 

Özünüzü sözlerinizden görebilelim.  

Sövenin sövmesinden, övenin övmesinden etkilenmeyin.

Her sövgü ve övgüden de dersler alınabilir.

Öfkeli iken karar vermeyiniz. 

Sevgili peygamberimiz buyurur:

لَا يَقْضِيَنَّ حَكَمٌ بَيْنَ اثْنَيْنِ وَهُوَ غَضْبَانُ

 “İki kimse arasında hükmedecek hiçbir hâ­kim, sakın öfkeli bir hâlde iken hükmetmesin” (Buhari, sahih, Ahkam bab 13)

Eski yakınlarının dışında bu makama geldikten sonra tanıştığın yeni ve yerli tanışlardan hediye almayınız.

Değerinin altında satılan malları da satın almayınız.

Yetimin malına bakmakla görevli vesayet sahibi kişinin hassasiyeti içinde olmalısınız.

İhtiyaç sahibi olan vasi, yetimin malından ne kadar alma hakkına sahipse siz de bu milletin malından o kadar almakla salahiyetlisiniz.

Çankaya’da koltuğa oturunuz ama tahtı gönüllerde kurmaya bakınız.”

 

 

(18)

Loading Facebook Comments ...