SAVRULURKEN BİRBİRİZLE SAVAŞMAYALIM – MAHMUT TOPTAŞ

Tarafından   22 Ocak 2016
Fırtınalar, ağaçların dallarını kırar, bazılarını kökünden söker, siler süpürür, bir çok hasar meydana getirir ama bilemeyiz dünyanın devamı için onlar da lazımdır belki.
Biz, kendi küçük aklımızla, küçücük ömrümüze uygun planlar yaparız, fayda ve zararları kendimize göre ayarlar ve kararlar veririz.
Hani, hava karardığında, çiftçinin yüzü güler “Yağmur yağacak” dermiş. Aynı havayı gören kerpiç yapıcısı, beton dökücüsü, harmanda hasat toplayıcısı bu yağmurdan memnun olmazmış.
İki bin metre yükseklikteki dağın başında kar sularından meydana gelen gölcükte meydana gelen deniz hayvanlarını denizden alıp dağların başına bırakan fırtınaların hortumları yapar.
Doğunun tohumlarını batıya, batınınkileri güneye, güneyinkileri kuzeye nakleden rüzgarlar, Allah’ın bize en geniş rahmetidir.
Bu günlerde inkar fırtınaları esiyor.
Haçlı fırtınasına Amerika’nın yanında Rusya da katıldı.
Her taraftan esiyor, baş kesiyor, yıkıyor, yakıyor.
Altı yönden esen bu fırtınalara Anadolu’da “Deli Yel” denir.
Sıcak günlerde eserek yakıp kavuran Sam Yeli gibi esiyor.
Hristiyan ve Yahudi ittifakının kokuşmuş mahzenlerinde yıllanan küf, kin, intikam, kan, çığlık, gözyaşı karışımlı silahlarıyla saldırıyorlar.
Onların hesabı varsa Allah’ın da hesabı vardır.
Bize düşen görev Sam Yeli gibi değil, Bad-ı Saba gibi esmektir.
Rabbimiz:
فَإِنَّمَا عَلَيْكَ الْبَلَاغُ وَعَلَيْنَا الْحِسَابُ)
“….Sana düşen, ancak tebliğ etmektir. Hesap da bize aittir.” (Ra’d süresi ayet 40) buyurmuş.
Biz, Meltem gibi, İmbad rüzgarı gibi esmeye devam edeceğiz.
Mekke’den esmeye başlayan İslam’ın rüzgarı dünyanın her tarafında nice kafirleri ihya etmeye devam ediyor.
Kafirliğin Sam Yelleri önünde cehenneme paketlenip gönderilen insanların, cennete gitmesi için tatlı dille İslam’ın meltemini estirmeye ehil kişiler, yerlerinden kıpırdayamaz halde iken, Haçlı rüzgarının önünde savrulmaya ve hareketsiz yatan, kanı uyuşan veya uyuşturulan, kanan veya kandırılan Müslümanlar, savrulurken anladılar gerçeği.
İman çiçekleri açtırmak üzere Sam Yelinin önünde savruluyoruz.
Kıtlık, fakirlik rüzgarının önünde daha önce de savrulmuştuk.
Ergenekon’dan çıkışımız da kıtlık önünde savrulma idi ama İslam’la şereflendik ve İslam’ın bayrağını Malazgirt’ten, İstanbul’dan Viyana önüne kadar götürdük.
70 sente muhtaç olduğumuz 1960-70 li yıllarda kıtlık bizi Avrupa’ya savurdu.
Alman sosyologları, psikologları, pedagogları el birliği edip işçileri asimile edeceklerini ellerini ovuşturarak siyasilere bildirdiler.
Bu gerçeği 1980 darbesinin ardından Almanya’ya giden Cem Karaca’nın Almanya’da Alman diliyle doldurduğu kasetlerinden ikisini terceme ediverdi bir tanıdığım:
Almanların diliyle:
 “İşçi ithal etmiştik, insan çıktı.
Bira içirdik medeni yaptık,
“Şerefe” demeyi öğrettik dinden çıkardık, kendimize entegre ettik.
Çöpçü olarak biz, onları çok seviyoruz…” diyormuş.
İşçi olarak giden sonradan insan oldukları anlaşılan Avrupalılardan milyona yakın gayri Müslimin İslam’a girmesine sebep oluverdiler.
Konya Beyşehir’den işçi olarak giden biri Avrupa’da yılın işadamı seçilmişti.
Bizim nesil Cem Karacayı daha iyi bilir.
Tiyatrocu anneden dünyaya gelir.
Robert kolejinde okur.
Elvis Presley  hayranlığı Askere gidinceye kadar devam eder.
Askerlikte Anadolu insanını ve kültürünü tanır.
İşte o Cem, kültür ve mutluluk alanında sizin aklınızın beş para etmediğini söylüyor.
İstanbul’da Avrupa hayatını yaşayan bir ailenin çocuğunu bile ikna edememiş bir kültürünüzle İslam alemine nizam veremezsiniz.
Bu savrulmada biz, biraz acı çekeriz ama doğum sancısı çeken hanım gibi, sizlerin Müslüman olup kardeşlerimiz arasına girmenizle biz, her acıyı unutur, bağrımıza basarız.

(17)

Loading Facebook Comments ...

SAVRULURKEN BİRBİRİZLE SAVAŞMAYALIM – MAHMUT TOPTAŞ” da bir yorum