ÖZGÜRLÜK IKRARI VE İ’LANI / MAHMUT TOPTAŞ / 20/11/2017/Pazartesi

Tarafından   19 Kasım 2017

Masanın başında dört arkadaş.

Garson soruyor “Üzüm suyu mu, şarap mı?”

Özgür insan cevap veriyor, dört üzüm suyu, dört şarap getir, isteyen istediğini alsın.”

İşte özgürlük.

Yemekler yendi, nargileler içilecek, garson soruyor, “Tömbeki mi, esrar mı?” yine aynı cevap nasıl olur?

Esrar da şarap da uyuşturucu.

En yakınızdaki bir doktora soruverin.

Şarabın kanuni olması bizi etkiliyor.

İşte özgürlüklere böylece gem vurulur ve gemin yularının kimin elinde olduğunu bilmediğimizden biz, seçmede özgür olduğumuzu zan ederiz.

Hıristiyan bir kadın, kadın ticaretiyle vergi rekortmeni olduğunda nedense o yıllarda kadının kanunlar içinde iş yapıp vergi rekortmeni olmasına rağmen, iktisat bilimine göre en doğru işi yapmasına rağmen, sosyoloji kurallarına göre de iyi iş çıkarmasına rağmen 1990 lı yıllarda ülke yöneticilerinin başı öne eğildi ve derhal kanun değişikliğiyle bir daha vergi rekortmeni olması önlenmişti.

Bu da gösteriyor ki insanımızın mayası doğruya doğru çekiyor insanı.

Avrupa’nın başkentlerinde bazı sokaklarda Cafe-Shop’larda uyuşturucunun her çeşidi kanunlar gölgesinde alınır, satılır ve içilir.

Çok yakın bir zamanda evlerde işyerlerinde, dükkanlarda bulundurulmasına da kanun çıkacak.

O zaman yeni üretilenler suç olacak ve diğerlerini kendini özgür zanneden insancıklar zehiri içine çekerek özgürlüğün tadını çıkaracak.

Senede bir milyonun üstünde insan da uluslararası hukuka uygun olarak batılı devletler tarafından öldürülür.

Kendi koydukları kanunlara uygun öldürdüklerinde özgür devlet olmanın tadını çıkarırlar.

Müslümanlar da özgür değiller ama Müslümanlar, Allah’ın çizdiği sınırlar içinde özgürdürler, o sınırların dışına çıkmazlar.

Allah’ın sınırlarını kabul etmeyenler, 24X365 gün ve saatte, ten ve canlarının işleyişinde Allah’ın koyduğu kanunlar içinde yaşarlarken ve de bundan memnunken, teninin işleyişini beş dakikalığına teslim edemeyeceği insanın dar, daraltıcı, darıltıcı, alçaltıcı sınırları içine giriyor ve orada özgürlüğünün zehirini içerek, Allah’a baş kaldırarak cehenneme doğru yol alıyor.

Rabbimiz, akıl, gönül, kalb verdiği insana suç işleme veya doğru davranma özgürlüğünü de verdiğini: فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَاهَا

“Ona facirliğini (suç işlemeyi) ve takvasını (korunmayı) ilham edene (yemin olsun ki)!, قَدْ أَفْلَحَ مَنْ زَكَّاهَا

Nefsini temizleyen, mutlaka kurtuldu.
وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسَّاهَا

Nefsini batıran zarar etti.” (Şems süresi ayet 91/8) ayetleriyle haber veriyor.

Doğruların en doğrusunu, hata ihtimalinin hiç olmadığı doğruları Peygamberleriyle gönderdiği kitaplarla bildirdikten sonra “Dileyen iman etsin, dileyen kafir olsun” diyor:
وَقُلِ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكُمْ فَمَنْ شَاءَ فَلْيُؤْمِنْ وَمَنْ شَاءَ فَلْيَكْفُرْ إِنَّا أَعْتَدْنَا لِلظَّالِمِينَ نَارًا أَحَاطَ بِهِمْ سُرَادِقُهَا وَإِنْ يَسْتَغِيثُوا يُغَاثُوا بِمَاءٍ كَالْمُهْلِ يَشْوِي الْوُجُوهَ بِئْسَ الشَّرَابُ وَسَاءَتْ مُرْتَفَقًا

“De ki: “O hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen kâfir olsun. Biz, zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, duvarları onları kuşatmıştır. Eğer su isterlerse yüzleri haşlayan erimiş maden gibi su ile yardım edilirler. O, ne kötü içecek ve ne kötü bir sığınaktır.” (Kehf süresi ayet 18/29)

Şeytani sistem, körpe beyinleri eğitirken, cehenneme götürecek eylemleri yapanlara haram servet, kötü şöhret ve zalim saltanat kapılarını açar ve o yolda gidenlerin de bu üç kaydırağa binenlerin vardığını ve şatafatlı hayatını gösterirse, öğrencilerin kendi özgür iradeleriyle o yanlış yola gittiklerini ve kimsenin katkısı olmadığını zannederler.

Biz, her gün beş vakit namazımızın her rakatında “İyyake Na’büdü/Biz, yalnız sana kulluk” ederiz” derken Allah’ın kitabına ve Rasülünün sünnetine aykırı her hüküm sahibini reddettiğimizi, asla kabul etmeyeceğimizi ikrar ve i’lan ediyoruz.

#Mhmt171120

(22)

Loading Facebook Comments ...