ÖLEN TÜRKMEN DE, ARAP DA, KÜRT DE MÜSLÜMAN …:: MAHMUT TOPTAŞ ::…

Tarafından   5 Şubat 2016

ÖLEN TÜRKMEN DE, ARAP DA, KÜRT DE MÜSLÜMAN …:: MAHMUT TOPTAŞ ::…

İpek halı antikacılığı yapan İngilizce ve Fransızcayı neredeyse anadili gibi bilen bir dostumun galerisinde otururken, gelen bir yabancıyı karşıladı ve hoş-beşten sonra “Hocam, bu bey bu konuda dünyanın en büyüğüdür” dedi.

Gelen Amerikalı antikacı, Akdeniz kenarındaki köylerden birinde yaptırdığı köşkünün fotoğraflarını bilgisayarından bize gösterirken komşu köylülerle balkonda, bağda, zeytin ağaçlarının altında çay içerken, süt içerken çekilmiş fotoğrafları gösteriyor ve komşularının adını da Osman, Ali, Ömer, Ahmet diye de söylüyor.

Ben kendisine arkadaşım tercümanlığıyla sordum: “Amerika’daki villanızın karşısındaki, sağındaki, solundaki komşularınızla da böylece kaynaşma oluyor muydu?” dedim.

Cevap olarak “Hayır” dedikten sonra “Sabah, akşam arabamızdan inerken veya binerken uzaktan birbirimizi gördüğümüzde el kaldırırız böylece selamlaşırız” dedi.

Ben de ona “Siz, Türkiye’nin herhangi bir ilinin bir köyüne de gitseniz orada da Ali, Osman, Ömer Ahmet’le aynı kaynaşmayı yaparsınız. Neden Amerika’da yapamazsınız?” dediğimde cevap olarak “Anladım, Müslüman olmamı teklif ediyor” diyor.

Yedi milyar insan doğarken dostluğa, ülfete, kaynaşmaya yatkın olarak doğarlar.

Dünyadan bir yaşında bin tane çocuğu bir araya getirseniz hemen kaynaşırlar.

Büyüdükçe anne ve babalarından, aile çevresinden şuur altına kaydettiği bilgilerle sınırlar koymaya başlarlar.

Ve bir gün gelir, makamına, parasına, şanına, şöhretine katkıda bulunabileceklerle uzaktan selamlaşmayı tercih etmeye yönelirler.

Onun içindir ki siyasilerimiz: “Dostluk yok, çıkarlarımız vardır” derler.

Hakkari’de, Diyarbakır’da, İstanbul’da camilerde Türk ile Kürt omuz omuza namaz kılarlarken dinin sağladığı bağla bağlanırlar birbirlerine.

İstanbul’da Fatih camiine öğle namazı kılmak için girdiğinizde Hakkari’deki bir camiyi dolduracak kadar Kürt Müslümanı görürsünüz.

Birlikte aynı yöne dönerler, aynı ayet ve hadisleri okurlar, aynı dualarla birlik ve beraberlik isterler.

Dini, camiye hapsetmişiz. Cami dışına çıkınca cadde, sokak, daire, adliye, üniversite, kışla ve karakolda Müslümanlar otursa da ellerindeki kurallar çıkarcı batılılar tarafından konulduğundan ayrılıklar başlar ve kavgaya kadar gider.

Halbuki dostluğun olmadığı yerde çıkarlar da tehlikededir.

Dost olmadığınız biriyle beraber ava gidersiniz, “Sen de kazan ben de kazanayım” dersiniz ama av bulamazlarsa birbirlerini avlayarak o günün çıkarını sağlarlar.

Beşşar Esed’i devirmeye başladığımızda çıkar ortağımızla ikimizin de çıkarları gözetilmişti ama av esnasında Rusya’yla göz göze geliverdiler, işaretle anlaştılar ve ikisi bizi avlamaya başladılar.

Şu anda Amerika’nın attığı her kurşun, Müslüman öldürüyor,

Rusya’nın attığı her kurşun Müslüman öldürüyor,

Beşşar’ın attığı her kurşun Müslüman öldürüyor,

Onlara destek için gelen batılı her askerin attığı her kurşunla yine Müslüman ölüyor.

Ölenlerin biri Türkmen, diğeri Arap, bir diğeri Kürt olsa da üçü de Müslüman.

Canımız yanıyor, canımız.

 

(40)

Loading Facebook Comments ...

ÖLEN TÜRKMEN DE, ARAP DA, KÜRT DE MÜSLÜMAN …:: MAHMUT TOPTAŞ ::…” da bir yorum