…:: MAHMUT TOPTAŞ ::… MEKTEPLİ Mİ MEDRESELİ Mİ? 30/03/2018

Tarafından   30 Mart 2018

…:: MAHMUT TOPTAŞ ::…

MEKTEPLİ Mİ MEDRESELİ Mİ?
30/03/2018

Osmanlının son zamanlarında buna benzer tartışma “Alaylı mı Mektepli mi?” diye yapılmış.

Askeri okullardan gelen subaylara “Mektepli” denmiş, er olarak askerde başarıları sonunda subaylığa yükselenlere de “Alaylı” denmiş.

Teoride mektepliler başarılı olurken, pratikte alaylılar başarılı olmuş ve bu başarıları birbirine ekleyerek ileri gitmek varken kıskançlıklar nedeniyle başarılar kavgaya öbekleşmeye, gruplaşmaya sebep olmuş.

Mekteplilerin başarıları ile Medreselilerin başarılıları yarışa sebep olmalı.

Başarısızların gizlenme örtüsü, çatışma dürtüsü yapılmamalı.

Hiç mektep görmeyen Halil Gönenç hoca efendi, şu anda en az 500 il ve ilçe müftüsüne haseki Eğitim Merkezinde iki buçuk yıl hocalık yapmıştır.

Onlarca Profesörün, birkaç tane Diyanet İşleri Başkanının katılımıyla kendisine “Türkiye Müftüsü” unvanı verilmiştir.

Bu merasim de bize böyle bir kavgaya lüzum olmadığını göstermiştir.

Eğitim, mektepte mi medresede mi? Tartışmasına girmem.

Faydalı eğitim olsun da nerede, nasıl, kimden olursa olsun.

İster sarayda, ister kulübede.
İster mektepte, ister medresede.
İster dağda, ister ovada. Yeter ki olsun.

Hani bir hikaye vardır. Dilenci başı icazet vermeden kimse dilenemezmiş.

Dilenmesi için icazetli dilencinin yanında dolaşması ve kuralları öğrenmesi lazımmış.

Dilenci başının yanında icazet almayı hak eden çömez dilenciye hamamda yıkanırken “Sen, bu andan itibaren dilenme iznine sahipsin. Ancak şu nasihatimi hiç unutma:

“Kim olursa olsun isteyeceksin.
Nerede olursa olsun dileneceksin.
Ne verirse alacaksın” demiş.

Çiçeği burnunda icazetli dilenci, elini açmış ve dilenci başına uzatarak: “Allah rızası için” demiş.
Dilenci başı, “Benden de mi?
Çömez: “Kim olursa olsun dedin ya”
Dilenci başı: “Hamamdayız”
Çömez: “Nerede olursa olsun” dedin.
Dilenci başı: “Hamam tasından başka bir şeyim yok”
Çömez: “Ne olursa olsun” demiş.

Halk, mektepli medreseli ayırımı yapmıyor ama devlet yapıyor.

1970 e kadar İmam, Vaiz, Müftü alınacağında diyanet imtihan açar ve imtihanı kazanan görevi alırdı.

Halil Gönennç hoca da 1958 yılında imtihanla Müftü olur, İl müftülüğünden Haseki Eğitim merkezine Hoca olarak atanır.

Şimdi bu ayarda bir medrese hocası görev istese verilmez.

Hatta İmam-ı A’zam gelse görev verilemez.
Küçük bir ilçenin müftüsü anlattı: “Benim ilçeye üç tane vaiz atandı. İkisinin arkasında namaz olmaz” dedi.

Mekteplilerden de çok iyiler ve kötüler vardır, medreselilerden de çok iyiler ve kötüler vardır.

Onun için Diyanet de, Tübitak da, ihtiyacı olduğunda çok zorlu bir imtihan yapmalı ve imtihana girmek için diploma istememeli. Kazanan göreve başlamalı.

İster Oxford’un konservatuarından mezun olsun, ister Urfa’nın kenar mahallesinden olsun, yeter ki işini iyi yapsın.

Neşet Ertaş, Aşık Veysel, Zeki Müren…gibi sahasında başarılı olan alaylılar, bu bürokratik engelleri aşabilenlerdir.

Arif Etik hoca, ilk okul diplomasıyla Konya İlahiyat Fakültesinden emekli olan tek hocadır.

Rektörlere, Dekanlara, Komutanlara, Müftülere ve tüm ilgililere ihtiyaç olduğunda ehil olanı imtihanla alma yetkisi verilmeli.

#MahmutToptas #Mhmt180330
Rabbimiz buyurur:
إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَنْ تُؤَدُّوا الْأَمَانَاتِ إِلَى أَهْلِهَا وَإِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ أَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِ إِنَّ اللَّهَ نِعِمَّا يَعِظُكُمْ بِهِ إِنَّ اللَّهَ كَانَ سَمِيعًا بَصِيرًا

“Muhakkak Allah size emanetleri ehline vermenizi, hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah bununla size ne güzel öğüt veriyor. Muhakkak Allah işitici ve görücüdür.” (Nisa süresi ayet 4/58)

(42)

Loading Facebook Comments ...