…:: MAHMUT TOPTAŞ ::… KÖTÜ HABER YAYANLARA 11/09/2019 Çarşamba

Tarafından   11 Eylül 2019

…:: MAHMUT TOPTAŞ ::…

KÖTÜ HABER YAYANLARA

11/09/2019 Çarşamba

Çok satan bir gazete, manşetten “Nüfusuna göre en fazla içki tüketimi filan ilimiz” diye haber verdiğinde ben,

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا إِنْ جَاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَإٍ فَتَبَيَّنُوا أَنْ تُصِيبُوا قَوْمًا بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلَى مَا فَعَلْتُمْ نَادِمِينَ

“Ey iman edenler, eğer bir fasık size bir haberle gelirse onu araştırın ki, bilmeden bir topluma sataşırsınız da, sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” (Hucurat süresi ayet 49/6) ayetine uyarak hemen o şehirde kimin ne yaptığını az-çok bilen bir arkadaşıma telefon ederek durumu sordum.

Arkadaşım, o ilin içki ana bayiini bulmuş ve sormuş.

Haberin kağıt üzerinde doğru olduğunu,

Ama gerçekte yalan olduğunu,

Beşin üzerinde ilin ana bayii olduğunu,

Bu illere giden içki kamyonlarının doğrudan o illere gittiğini,

Bahsedilen bu ile hiç uğramadığını,

Ancak faturanın, haberde bahsi geçen ile ait olduğunu söylemiş.

Ege denizinin kenarında, şirin bir ilçede konferans verdikten sonra otelin lobisinde çay içerken, kendisinin doktor olduğunu söyleyen biri, “Hocam, uyuşturucunun önlenmesi için dine imana gerek yok. Her şeyin başı eğitim, eğitimle bu iş halledilir” demişti.

Ben de ona, “Şarap, rakı, viski, şampanya, sana göre uyuşturucu mu? Dedim.

“Evet uyuşturucu” diye cevap verdi.

Sen, Türkiye’de en eğitimli kabul ettiğin yüz insanı seç. Nerden seçersen seç. Bu yüz kişinin kaçta kaçı uyuşturucu kullanır ona bakalım.

Bir de bu şehirden İzmir’e kadar seçme yapmadan cami sırasına göre yüz imama soralım, bakalım kaçta kaçı uyuşturucu kullanmış olacak ki, bana göre imamlarda yüzde sıfırdır, deyince “Bu araştırmaya bakarsak ben kaybettim” demişti.

Hocalarımız, yüce dağ başındaki kar gibidirler. Üzerlerine sinek konsa belli olur.

Beyaz sarık gibidirler, sinek pisliği kendini gösterir.

“Hocalarımız suç işlemezler” demiyorum. Hocalarımızla diğer vatandaşlarımız, lise bitinceye kadar aynı laik, ateist, materyalist, kapitalist eğitimden geçerler.

Hocalarımızın daha az suç işlemelerinin sebebi, ilave iman ve İslam dersleri de almalarındandır.

Şöyle bir araştırma yapılsın, yüz elli bin nüfuslu Diyanet İşleri başkanlığında çalışan insanlarımız mı daha fazla suç işlemişler, yoksa bir başka kurumda çalışan yüz elli bin demiyorum, on bin insanımız mı daha fazla suç işlemiştir?

Adalet ve İçişleri Bakanlıklarının kayıtlarına bakılıverse on bin insan arasında işlenen suç, yüz elli bin insan arasında işlenen suçtan iki kat fazla çıkabilir.

Ama neden hocalar haber konusu olur?

Türkiye’de sayıları bini geçmeyen, ama çok etkili ve yetkili yerde olan insanlar var ve bunlar, Müslüman üzerinden İslam’ı karalama görevini yerine getirirler.

En yaygın örneklerden biri, keçisi çalınan müftünün haberi, “Müftü keçi çaldı” diye çıkmasıdır.

Bunların işinde çalışanlar, o dindar ilin içki tüketimi haberini yapmakla görevlendirilen kişi, gerçekte tüketimde en gerilerde olduğunu bilir, haberi de “Fatura üzerinde doğru, gerçekte yanlış” diye yapar ama yayın müdürü, yalnız fatura üzerinden hareketle haberi verir.

Muhabir, “Müftünün keçisi çalındı” diye haberi ulaştırır ama o haberi yayınlama durumunda olan “Müftünün keçisi çalındı” diye haberi yayınlar.

Diğer dairelerde suç işleyenler, zifiri karanlıkta, katran karası elbiseyle, hazineyi hortumlayan gibidirler, paragözler tarafından görülmeleri mümkin değildir.

Ama o bin kişilik karanlık adamlar hariç, bu tür haberleri yapanlar, yayanlar, uyduranlar, iftira atanlar, ortalığa saçanlarda hala iman ve İslam’dan bir şeylerin var olduğu da hissediliyor.

Beyaz sarığın kirletilmemesi gerektiğini istediği için bazı hocaların işlediği suçu öne çıkararak suç oranını engellemeye çalışır ama bu da yanlış.

Bu günlerde köprüden atma girişimleri haberi yok.

Birkaç tane magazin muhabirine yayın müdür “İntihara teşebbüs haberi istiyorum” derse hemen köprüden kendini atmaya teşebbüs edenler sıraya giriverirler.

Müslüm babanın konserine magazin muhabirleri giderlerse, kendini jiletleyenler çok olurdu, magazin muhabiri olmazsa kimse jiletlemiyordu.

Hep söyler ve yazarım, magazin haberlerine değil, kendi köyünüzün veya mahallenizin elli, kırk, otuz, yirmi yıl öncesiyle kıyaslayın Türkiye’yi.

Elli yıl önce benim köyümde iki kişi namaz kıldırabilirdi. Onlar da yalnız Kur’an okumasını bildikleri için öne geçerlerdi.

Şimdi Profesörü, doktoru, hakimi, mühendisi, işçisi, işvereni..namaz kıldırabilecek en az yüz kişi çıkar.

Yüz yıl öncesinde azılı İslam düşmanlığı yapan ve de çok karagöz olan insan sayısı on binlerce varken bu gün bini geçmemektedir.

Veya şöyle sorayım: 68 ve 78 neslinin komünistleri bu günlerde kime hizmet etmektedirler ona bakıverin yeter.

Sevgili peygamberimiz buyurur:

عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- قَالَ إِذَا قَالَ الرَّجُلُ هَلَكَ النَّاسُ فَهُوَ أَهْلَكُهُمْ قَالَ أَبُو إِسْحَاقَ لاَ أَدْرِى أَهْلَكَهُمْ بِالنَّصْبِ أَوْ أَهْلَكُهُمْ بِالرَّفْعِ

“Bir adam ‘İnsanlar helak oldu” derse onların en kötüsü o olur veya insanları helak edenlerin başında o gelir” (Müslim, Sahih, K. El-birr, bab 41, Malik, Muvatta, Ebvab’ül-kelam bab 1, Ebu Davud, Edeb, bab 85Hadis 4983)

Hadisi şerh eden Hattabi: “Bu sözü ayıplamak için dahi söylememek gerekir.

Ayıplamak için veya kendisinin faziletini anlatmak için söylüyorsa yine helak olanlardan olur” diyor.

https://soundcloud.com/erbakan/184-hud-suresi-13-16-tefsiri-mahmut-toptas

#MahmutToptas #Mhmt1909

(3)

Loading Facebook Comments ...