…:: MAHMUT TOPTAŞ ::… – HAYVANLAR DA ÜMMETTİR – 25/12/2017

Tarafından   25 Aralık 2017

Karıncadan file, hamsiden balinaya, serçeden kartala kadar yeryüzünde kıpırdayan, karada, denizde, havada yaşayan bütün canlıları övmek, yüceltmek.. için dünyamızda ağzı söz yapan, eli kalem tutan bütün insanların söylediklerini toplasanız;

Kur’an-i Kerimde:

وَمَا مِنْ

دَابَّةٍ فِي الْأَرْضِ وَلَا طَائِرٍ يَطِيرُ بِجَنَاحَيْهِ إِلَّا أُمَمٌ

أَمْثَالُكُمْ مَا فَرَّطْنَا فِي الْكِتَابِ مِنْ شَيْءٍ ثُمَّ إِلَى رَبِّهِمْ

يُحْشَرُونَ

“Yeryüzünde kıpırdayan hiçbir hayvan ve iki kanadı ile uçan hiçbir kuş yoktur ki sizin gibi birer ümmet olmasınlar. Biz Kur’an’da hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra Rablerinin huzurunda toplanacaklardır.” (En’am süresi ayet 6/38)

ayetinde ifade edilen “Ümmet” seviyesine denk olamaz.

Rabbimiz, Muhammed aleyhisselamın ümmetini tanıtırken:

كُنْتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ

تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَتُؤْمِنُونَ

بِاللَّهِ وَلَوْ آَمَنَ أَهْلُ الْكِتَابِ لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ مِنْهُمُ

الْمُؤْمِنُونَ وَأَكْثَرُهُمُ الْفَاسِقُونَ

“Siz, insanlar için çıkarılan en hayırlı ümmet­siniz. İyiliği em­reder, kötülükten yasaklar, Al­lah’a iman edersiniz. Ehli Kitap da iman etse idi, on­lar için daha ha­yırlı olurdu. Gerçi içlerinden iman edenler vardır. Çoğunluk fasıktır.” (Al-i Imran süresi ayet 3/110)

“En hayırlı Ümmet” olduğunu söylüyor.

İbrahim aleyhisselamı bize haber verirken:

إِنَّ إِبْرَاهِيمَ كَانَ أُمَّةً قَانِتًا

لِلَّهِ حَنِيفًا وَلَمْ يَكُ مِنَ الْمُشْرِكِينَ

“Şüphesiz İbrahim (tek ba­şına) bir ümmetti. Allah’a itaatkâr (ba­tıla mey­letmeyen) hanif idi. Müşriklerden olmadı.” (Nahl süresi ayet 16/120)

“İbrahim (tek ba­şına) bir ümmetti” diyor.

Ve bütün canlıları bize emanet ederken “Onlar da sizin gibi birer ümmettirler” diyor.

Sevgili peygamberimiz:

عَنْ أَبِي

هُرَيْرَةَ ، عَنْ نَبِيِّ اللهِ صَلَّى الله عَليْهِ وسَلَّمَ قَالَ : إِنَّ

نَبِيًّا مِنَ الأَنْبِيَاءِ قَرَصَتْهُ نَمْلَةٌ ، فَأَمَرَ بِقَرْيَةِ النَّمْلِ

، فَأُحْرِقَتْ ، فَأَوْحَى اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ إِلَيْهِ : أَفِي أَنْ

قَرَصَتْكَ نَمْلَةٌ ، أَهْلَكْتَ أُمَّةً مِنَ الأُمَمِ تُسَبِّحُ

“Peygamberlerden biri kendisini ısıran karıncanın yuvasını yakma emrini vermiş ve yakılmıştı. Allah, ona şöyle vahyetti: “Seni bir karınca ısırdı diye Allah’ı tesbih eden karıncaların yuvasını yaktın ha” demiş. (İbni Mace, Sünen, K. Sayd, bab 10)

Sevgili peygamberimiz, Kur’an diliyle karıncaların “Ümmet” oluşuna ve Allah’ı tesbih edişine dikkatimizi çekiyor.

Rabbimiz, Gök gürlemesinin tesbih ettiğini (Ra’d 13), dağların ve kuşların Davud aleyhisselamla beraber tesbih ettiğini (Enbiya 79), gökte ve yerde olan her şeyin Allah’ı tesbih ettiğini (Haşr 1) Yedi kat semanın tesbihini anlayamadığımızı anlatır Rabbimiz:

semanın, yeryüzünün ve içindekilerin Allah’ı tesbih ettiğini ama bizim onları

تُسَبِّحُ لَهُ السَّمَوَاتُ السَّبْعُ

وَالْأَرْضُ وَمَنْ فِيهِنَّ وَإِنْ مِنْ شَيْءٍ إِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

وَلَكِنْ لَا تَفْقَهُونَ تَسْبِيحَهُمْ إِنَّهُ كَانَ حَلِيمًا غَفُورًا

“Yedi gökle yer ve bunlardakiler Onu tesbih ederler. O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ancak siz onların tes­pihini an­laya­mazsı­nız.

Şüphesiz, O, Halimdir, (yumuşak davranır) bağışlayıcıdır.” (İsra süresi ayet 17/44)

Taş, kuş, deniz, yıldız, çiçek, çocuk…gördüğümüz, görmediğimiz, yaratılan her şey Rabbini kendi dili içinde tesbih eder.

Tesbih edenlere saygı, sevgi ve yardım gerekir.

Susuzluktan toprak yalayan bir köpeği kuyudan su çıkararak cenneti kazanan bir Müslümandan bahseder sevgili peygamberimiz.

Arkadaşları, “Hayvanlara da yapılan iyilikten sevap var mı?”

dediklerinde sevgili peygamberimiz:

فِي كُلِّ كَبِدٍ رَطْبَةٍ أَجْرٌ

“Yaş ciğer taşıyan her canlıya yardımdan sevap vardır” buyurur. (Buhari, Sahih, K. Müsakat, bab 10, K. Mezalim, bab 23) buyurmuş.

Devesinin üstünde giderken devesine kötü söz söyleyen bir hanımı duyunca sevgili peygamberimiz:

ضَعُوا عَنْهَا فَإِنَّهَا مَلْعُونَة

“O kadını deveden indirin. O, Allah’ın rahmetinden uzak kalmıştır” demiş. (Ebu Davud, Sünen, K. Cihad, bab 55)

Bu bir cezalandırmadır. İslam hukuku, hayvanlara eziyetin cezasını yetkili hakimlere bırakmıştır.

Hakim, suçu işleyenin durumuna bakarak hangi ceza, onu bu suçun tekrarından alıkoyacaksa o ta’zir cezasını verir.

Ama İslam, ceza tarafında değildir ve eğitimle herkesin karınca ezmez hale gelmesini, her canlının bir ümmet olduğunu ve Allah’ı tesbih ettiğini eğitim yoluyla gönlüne nakşeder.

Yalçın bir kayanın tepesinde, gözlüklü İbrahim’le mahsur kaldığımızda, tek dal bir çiçeği kokladım ama koparmaya elim varmadı ama fotoğrafını saklarım.

#Mhmt171225

(30)

Loading Facebook Comments ...