HASTALIKLI KALPLERE MİKROP SAÇMAYALIM

Tarafından   3 Ekim 2015

Hazreti Ebubekir’in, Ömer’in, Osman’ın, (Allah hepsinden razı olsun) Müslüman olduktan sonra İslam öncesi arkadaşlarının aleyhinde söylenmiş tek sözünü hatırlar mısınız.

Hazreti Ali’yi yazmadım, çünkü o, çocukken Müslüman oldu ve kafirlik pisliğine hiç bulaşmadı.

Sevgili peygamberimizin İslam’a davet mektubu yazdığı Ğassan Devlet Başkanı Cebele bin Eyhem, Hazreti Ömer döneminde gelip Müslüman olmuş ve ikinci gün kafirliğe dönüp kaçmış.

Kaçışını ve zenginlik bunalımına girişini “ZENGİNLİK BUNALIMINA GİRENLERE” başlığı altında 09/06/2009/tarihinde bu sütunda yazmıştım. İnternetten okuyabilirsiniz.

Cebele’nin aleyhinde Hazreti Ömer’in veya Ashabı kiramın tek kelime söylediğini hatırlayan var mı?

Hatta o makalemde Hazreti Ömer’in elçisinin Konstantin/İstanbul’a geldiğinde krala mektubu verdikten sonra Konstantin’deki Cebele ile de görüşür ve yeniden İslam’a dönüşünü ister.

Sağlam, yiğit, güvenilecek, er kişi odur ki dost veya tanıdıklarının değil düşmanlarının bile kötülüklerini ortaya saçmayandır.

Yolda giderken ana caddeye pisleyerek gidenin arkasından süpürgeyle temizleyeceğim diye sağa sola saçan şaşkın gibi olmayalım.

Hatta o pislik üreticisinin iyi taraflarını öylesine anlatalım ki iyiliklerin piyasada daha fazla revaçta olduğunu görsün de kötülük saçmaktan vazgeçsin.

Sevgili peygamberimize en katı düşmanlık yapan Ebu Leheb ile Ebu Cehil olduğu halde sevgili peygamberimiz onların kötülüklerinden bir tanesini bile söylememiş ancak onları kötü işler yapmaya sevk eden kafirliklerinden arınmaları için çalışmıştır.

Şaşkının biri bir toplantıda, birilerine yaranmak için İslam’ın aleyhine veya bir hükmünün aleyhine, akla gelmeyecek bir benzetmeyle hakaret etmiş.

Onu dinleyen yirmi kişiden biri bunu bir basın kuruluşuna haber vermiş.

Haber verenin niyetini bilmiyoruz.

Basın kuruluşu da o sözleri manşetten vererek yayılmasına yardım ederken sevap bile umma tarafına gidiyor.

“Allah’a İman Ve Altı Esası” isimli eserimi Cerrahpaşa Tıp fakültesi öğrencierime sohbet yaptıktan sonra kasetten çözerek yayınlamıştım.

Öğrencilere İmanın altı esasına karşı doğuda ve batıda çıkan sapık akımların bir tek sözünü nakletmedim ama konuşmamın ve kitabın içinde o sapıkların cevabının tamamını verdim.

Yirmi kişilik bir toplantıda bir adam hakkında çok kötü söz söylense, yenilip yutulamayacak kadar ağır olsa gazete veya televizyonda da bir köşeniz olsa o hakkınızda söylenene cevap vererek herkese yayma tarafına gider misiniz?

Gitmeyeceğinizi biliyorum. Çünkü bu tür cevap vermelerle kendi hakkınızda kötü yayın yapmış olacağınızı biliyorsunuz.

İslamın tamamı veya bir hükmü hakkında ağır kelimeler konuşanlar olduğunda yapılacak şey, o erkek veya kadından randevu alıp yanıldığını veya yanıltıldığını kimseye haber vermeden doğrusunu anlatmak gerekir.

Anlamamakta ısrar ederse o yanlış bilgi veya hakaret halka mal olmadığı sürece yine tenkit için de olsa söylenenler yazılmadan o konunun doğrusu, kelimelerin en tatlısı, akıcısı ve anlaşılırıyla açıklanmalı.

“Birileri şöyle diyor” diye başlayan aktarmalar ne kadar cevabı verilirse verilsin hasta gönüllerde o hastalıklı cümleler mikrop gibi yerleşir ve o hastalığın yayılmasına farkına varmadan biz de yardım etmiş oluruz.

 

 

https://soundcloud.com/erbakan/045-046-araf-suresi-51-56-tefsiri-mahmut-toptas

(36)