…:: MAHMUT TOPTAŞ ::… BİZİM DIŞIMIZDA BİN DÜNYA VAR 16/11/2017

Tarafından   16 Kasım 2017

İstanbul’da doğan, en yüksek puanla öğrenci alan üniversiteyi kazanan, yüksek para dağıtan bir televizyondaki bilgi yarışmasına arkadaşlarının da teşviki ile katılma cesaretini gösteren bir kızımız, “Sultanahmet camiinin şu dört şehirden hangisinde?” sorusuna “Konya” diye cevap vermiş.

Bir başka müzisyen kızımız- ki haftada bir yazdığı makalelerini zevkle okurum- Neşet Ertaş diye bir sanatçıyı hiç duymamış.

Yine bir yarışmacımız, Romalılardan kalma bir sanat eserinin adını bildi ama camide imamın durduğu yerin fotoğrafını gördüğünde adının “Mihrab” olduğunu bilemedi.

İstanbul’un birkaç meydanında gelip geçenlere “La ilahe illallah” kelime-i tevhidinin manası sorulduğunda çok az insanın bildiği görüldü.

Bizim dışımızda bin dünya var.

Güneşi, havayı, suyu, toprağı bütün insanlar için istifadelerine sunan Rabbimiz, sevgili peygamberimizi tanıtırken:

وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا كَافَّةً لِلنَّاسِ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

“Biz, seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ancak insanların bir çoğu bilmezler.” (Sebe süresi ayet 34/28) bu dinin bütün insanlara su gibi, hava gibi ulaşmasını ister.

Hatta su ve havanın faydası bize yalnız bu dünyada olur.

Dinin faydası ise hem bu dünyada hem sonsuz hayatta faydası olacakken biz, bu dinin kırıntısını kendi tekelimizde tutuyor, herkes kendi kırıntısıyla diğerine hava atıyor, gıybet ediyor, silah çekiyor.

Geçmişte Yahudi ve Hıristiyanların hepsinin parçalanarak hepsinin de kitaptan bir bölüme dayanarak, yine hepsinin kendi anlayışıyla rahatladığından haber verirken bizim böyle olmamamızı istiyor Rabbimiz:

فَتَقَطَّعُوا أَمْرَهُمْ بَيْنَهُمْ زُبُرًا كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ

“Onlar işlerini aralarında kitaplar halinde parçaladılar. Her grup kendi yanındakiyle sevindi.” (Mü’minun süresi ayet 23/53)

Buna rağmen o parçalananları kendimize model olarak aldığımızdan mahallelerimiz bile ayrıldı da dilimize “Karşı Mahalle” deyimi yerleşti.

Karşı mahalle, bizim camimizi, Mihrabımızı bilmiyor, biz de onların alemini bilmiyoruz. Veya genellemeyeyim, ben bilmiyorum.

Ben, bu günden sonra “Karşı Mahalle” deyimini kullanmayacağım, söz.

Subay ve astsubaylarımızın çoğunluğu askeri lojmanlarda kalır, kışlada görevini yapar, subay veya astsubay gazinosunda eğlenir, askeri marketten alış-veriş yapar ve böylece anasının, babasının yaşadığı toplumdan uzaklaşır.

Doktorlar sitesi, din görevlileri sitesi, sanatçılar sitesi…gibi sitelerle de ayrılmalar başlar.

Halbuki aynı sitede, din görevlisi, doktor, general, şoför, hizmetli, profesör, sanatçı….yaşayabilecek şekilde imkânlar sunulsa ve her meslekten insanlarla selam alış-verişi yapılsa daha iyi olmaz mı?

Bu teklifimin gerçekleşmesine benim gücüm yetmez ama biz, günde beş defa köy ve şehirlerimizin en yüksek yerlerinden Ezan-ı Muhammedi ile beş vakit namaza çağırdığımız insanların gelmeyenlerine nezaket ziyaretinde bulunsak, dertlerini dinlesek, mazeretlerine göre çareler üretsek ve derdine merhem olsak, partinin, pırtının, mesleğin parçalayamayacağı bir toplum kursak, hem onlara faydalı oluruz, hem kendimize faydalı oluruz vesselam.

#Mhmt171116

(15)

Loading Facebook Comments ...