KARIN FAYDALARINDAN …:: MAHMUT TOPTAŞ ::…

Tarafından   1 Ocak 2016

KARIN FAYDALARINDAN …:: MAHMUT TOPTAŞ ::…

Sabah namazına uyanınca gördüm penceremin mermerine konan karları.

Erken uyanmışım, şafağın aydınlığı daha ortalığı aydınlatamazdı ama her yerde kar vardı.

Kar, aydınlık demekti.

Cennetin ırmaklarından birini tasvir ederken sevgili peygamberimiz karın hem beyazlığıyla hem soğukluğuyla anlatıyordu.

Bu dünya üzerinde en temizleyici madde olarak kar suyuna işaret ediyordu sevgili peygamberimiz.

Köyümde annem ve babamdan aldığım eğitim hatırıma geldi.

Sabah aç karnına kar yenmezdi.

Öğle yemeğinden sonra köy pekmeziyle karıştırıp yerim” dedim ama ilk yağan kar da yenmez köyümüzün kültürüne göre.

Çünkü ilk kar, havayı da temizleyerek yağar. Sonra yeryüzünü temizler.

Yağmur gibi sellere sebep olmaz.

Yavaş yavaş eridiği için yerin derinliklerine iner, yeraltı depolarında toplanır ve yaz boyu bizi sulamaya devam eder.

Havran’da bir zeytinci söylemişti, “Bu sene yağlarımızın tadı az olacak” neden dediğimde “Kar yağmadı, soğuklar da az oldu.

Aslında zeytin don derecesine varan soğuğu sevmez ama yağın kaliteli olması için hafif hafif üşümesi gerekir.

Üzerine biraz kar yağıp donmadan erirse o yıl zeytin yağının tadı çok güzel olur” demişti.

Akşam evimizi aydınlatan elektriğimizde kar suyu vardır.

Gündüz bizi ısıtan enerjide yine kar suyu vardır.

Toprağa sağladığı gübre parasını Merkez bankasının deposundaki kağıt paralar karşılayamaz.

Karın faydaları konusunda çok iyi çalışmalar da yapılmış ama “Bitti” diyen olmamış.

Yani araştırmalar devam ediyor.

Karıncaya ne sağlar, file ne fayda verir araştırılmış değildir. Araştırılmış olsa bile eksiktir.

Himalaya’nın tepesine düşen kar tanesinin Taklamakan çölündeki canlıya ve çöl bitkisine ne fayda verdiği bilinmez ama fayda verdiği kesindir.

Kar, buraya yağsa da karla yüklü hava bir şekilde dünyanın öbür tarafına kadar sınır tanımadan, vize almadan gider.

İkinci yağışında pekmezli kar yerken hep 1929 doğumlu ağabeyimi hatırlarım.

Çocuktum, ufacıktım. Karı pekmezlemiş yengemi de almış babamın evine getirdi.

Hepimizin elinde tahta kaşıklar.

Ağabeyim ağzındaki karı boğazından aşağı her indirişinde “Oooh, ciğerlerdeki mikropları kırar” derdi.

Mikropları iyi kırdırmış ki, Şairin dediği gibi

“Zinde ten, azade meşrep, bahtiyaranı kiram
Doktorun görmez yüzün, eczacıya vermez selam”

Kaç milyar kar tanesi iniyorsa hiç biri diğerine benzemezmiş.

Her birinde Rabbimin mührü görülür ve bizi gökyüzünden indirdiği beyaz pastasıyla sevindirirken hamde ve şükre davet eder.

En iyi sahne ustası altı tane topu birbirine değdirmeden havada üç dakika oynatabilir.

Rabbim, henüz sayısını bile tamamlayamadığımız yıldızları yarattığı ilk günden beri hepsini yörüngesinde döndürmeye devam ettiği gibi, sayısını onun bildiği bizim bilmediğimiz kar tanelerini de birbirine değdirmeden indirmeye devam ediyor.

Şimdi Karaman’da ve İç Anadolu bölgesindeki il ve ilçelerin hepsinde akşamları dostları bir araya getirdiği için “Arabaşı” denilen özel bir yemeği yerler.

Un, su ve tuzdan meydana gelen pelte gibi bir hamur, pişirildikten sonra bakır sinilere dökülür ve evin en soğuk yerine konulur.

Keklik olmadığı için tavukla yetinilir ve özel bir çorbası yapılır.

Yatsı namazından sonra toplanan dostlar, sininin etrafında aynı mesafede olacak şekilde otururlar.

Bakırdan sininin ortasını oyarlar.

İçine çorba tasını koyarlar.

Dostlar, sini etrafında bağdaş kurarlar.

Arabaşılı kaşıklarla

Çorba tasına dalarlar.

Arabaşısını kaşıktan çorba tasına ilk düşüren kim ise gelecek akşam Arabaşı onun evinde yenecek.

Böylece hepsinin evinde yenerek hem ev şenlendirilecek, hem cömertlik damarlarımızda bir kasılma meydana gelmişse Arabaşı içilerek genişletilecek.

Yani, Karın faydaları saymakla bitmez.

https://soundcloud.com/erbakan/122-suara-suresi-221-227-tefsiri-mahmut-toptas

 

 

(15)

Loading Facebook Comments ...