İLİM TOPLUMU OLALIM …:: MAHMUT TOPTAŞ ::…

Tarafından   11 Temmuz 2016

İLİM TOPLUMU OLALIM …:: MAHMUT TOPTAŞ ::…

Türk edebiyatı üzerine mastır ve doktora yapmak istiyorsanız, önce İngilizce’ den  geçerli notu almanız gerekir.

Tefsir dalında mastır ve doktora için de İngilizce veya Arapçayı bilmeniz şart.

Türkiye coğrafyası üzerine, Türkiye’nin suları, madenleri, dağları, ormanları üzerine yüksek lisans için de İngilizce’ den imtihana girmek ve başarılı olmak zorundasınız.

Fransızca ve Almanca da geçerli ama  bu dillerden doktora yapan insan sayısı çok az.

Şu anda Üniversiteler Arası Kurulun  2013 yılında aldığı bir kararla Almanca, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Rusça, Arapça, Çince, Japonca ve Farsça dillerinin geçerli kabul edilmesine karar verilmiş ama ana okullarında bile İngilizce eğitime meraklı insanlarımızın çocukları, İmam-Hatip Lisesini bile bitirdiklerinde İngilizcesi Arapçasından iyi olduğundan onlar da İngilizce dilinden giriyorlar imtihanlara.

Üniversitede yükselmek isteyen bir öğrenci, Türk dili ve edebiyatı üzerine yoğunlaşmak yerine İngilizce üzerine yoğunlaşıyor, bölüm başkanı da oluyor, Türkçe’nin tarihini anlatırken İngilizce kelimeler kullanarak meramını anlatabiliyor.

Tefsir veya Fıkıh dalında Prof. oluyor, Arapça bir metni anlamadığı gibi harekesiz yazılan bir ayeti bile doğru okuyamıyor ama o ayet hakkında batılı Müsteşriklerin yanlış yorumlarını biliyor.

Çünkü İngilizce yazılan metinleri daha iyi anlayabiliyor.

İlahiyat Fakültelerinde matematik dersi olmadığından, ALES imtihanlarında Matematik, Türkçe, Mantık derslerinden sorulduğundan, İngilizcesi Arapçasından ileri olduğundan Arap Dili Ve Edebiyatından doktora yapacaksa İngilizceden imtihana giriyor.

İmam-Hatiplilerin mağdur edildiği dönemde istediği koleje gidebilecek puanı varken inadına Türkiye’de en ileri seviyede eğitim verildiğine inanılan bir İmam-Hatip Lisesine kayıt yaptıran birinin Mastır için girdiği yabancı dil imtihanında 90 puan alırken Arapçası yüzde altmışı geçemiyor.

2015 yılında kimya dalında Nobel ödülü alan Dr. Aziz Sancar beyefendinin başarısı hepimizin göğsünü kabartmıştı.

Peki ama eğer burada kalsaydı bu ödülü alacak buluşu yapabilecek miydi? Diye kendimize soramadık.

Amerika’daki bilgisayar firmalarında çalışanların yüzde beşinin Türk olmasıyla gurur duyuyoruz.

NASA’da çalışan Türkler göğsümüzü kabartıyor.

Dünyaca ün kazanmış doktorlarımızın batıda yaptıkları başarılı ameliyatları okuyup aşağılık duygumuzu hafifletiyoruz.

İlim toplumunda başarılı olmakla, kendi toplumunu ilim toplumu haline getirmek başka başka şeyler.

Avrupa’da yılın iş adamı olmayı başaran insanı takdir ediyoruz. Kimyada, fizikte, matematikte, sosyal bilimlerde hasılı her dalda batıda yüksek bir yer elde edenlere saygı duyuyoruz. Ancak niçin bu değerli beyinleri biz besleyip büyüttükten sonra başkalarının emrine veriverelim. Bunların kendi ülkemizde çalışması için imkan ve özgürlükleri niçin vermeyelim.

Kendi vatandaşıyla anlaşamayan ilim adamı yetiştiriyoruz.

İngiliz ve Amerikalıyla daha kolay anlaşabilen doktor, doçent, prof. yetiştiriyoruz.

Bir zamanlar, bir bakanımız, TÜSİAD’ da yaptığı bir konuşmada iğnenin ucunu biraz kendimize batırdı ve “Bu güne kadar bir tek elektronik beyin mi yaptınız” demişti de patronların elinde oyuncak olan basın, bakanı linç etmişlerdi.

“Amerika’da, bilgisayar kurumlarında binlerce çalışan insanımız var” diyerek övünmek yerine yerinmek gerekir.

Bu beyinlerle biz, dünyaya yepyeni bilgisayar programları yapar ve satarız. Böylece hem yeni nesle iş imkanı sağlar, hem de ilim dalında bir yarışa gireriz.

Bir kısım iş adamlarımız, batıda eğitim görmüş, İngilizce bilen insanlarımızı getirmişler ama Bankadan parayı tereyağından kıl çeker gibi kaçırmanın yollarını öğrenmek için getirmişler.

İş adamlarımız, batıda çalışan beyinleri geri getirsinler, bir tarafta elektronik beyinler yaptırırlarken öbür tarafta uzaya giden füze üretmesini ve satmasını becersinler.

Ülke insanının dilini, dinini öğrensinler.

Siyasilere sataşmayı marifet sanmasınlar.

Ülkenin ve tüm insanlığın sorunlarını ortaya koysunlar ve çözüm üretsinler.

Yöneticilerimiz de, siyaset adamlarına, ilim adamlarına, sanatçılara, iş adamlarına önce kendi dilini ve dinini öğretsinler, kelepçe takmaktan vazgeçsinler.

(53)

Loading Facebook Comments ...

İLİM TOPLUMU OLALIM …:: MAHMUT TOPTAŞ ::…” da bir yorum