HER ŞEYİN PROFESYONELİ OLUR …:: MAHMUT TOPTAŞ ::… 

Tarafından   20 Aralık 2015

HER ŞEYİN PROFESYONELİ OLUR …:: MAHMUT TOPTAŞ ::…

Profesyonel” kelimesini en iyi olarak futboldan biliriz.

A takımında futbol oynayan bir profesyonel, B takımına geçince A takımına neden gol atıyorsun? Diye soru soran olmaz.

İkinci yıl C takımına geçmişse, A ve B takımına gol atacak ki satış parasını yükseltebilsin, pazarlıkta elini güçlendirsin.

Dördüncü yılda tekrar A takımına geçebiliyor ve diğer takımlara gol atıyor.

Basında da bu devam ediyor.

Sağcıyla solcu arasında da pek bir fark yok.

A gazetesinde yayın yönetmeni iken yazılarında B gazetesinin patronunun kirli ilişkilerini yazan gazeteci, B gazetesi tarafından satın alınabiliyor ve A gazetesinin patronunun kirli işlerini anlatmaya başlıyor.

Eski gazetelerde yazı yazanlar ve onların patronları bu durumdan fazla etkilenmiyorlar. Çünkü işlerini profesyonelce yapıyorlar.

Da bizim tarafa da bu hastalığı bulaştırdıklarına şahit oluyoruz.

İki gemi savaşırken biri altığı yaralarla yalpalamaya başlayan geminin kaptanı ve tayfaları karşı gemiye atlayıvermelerini karada da görüyoruz.

Bir müftünün şakasını anlatıvereyim.

Müftüyü ben tanırım. Arapçası çok iyiydi ama din bilgisi zayıftı.

Olur mu öyle şey demeyin.

On beş yıl medresede Arapça gramer bilgisiyle doldurup salıvermişler.

Beyrut’taki papazların Arapça bilgisi ayarında bilgimiz yok.

Veya Mısır Kıptilerinden edebiyat hocası kadar Arapça bilgimiz yok ama onlar Arapçayı iyi bilmekle İslam dinini iyi bilmiş sayılmazlar.

Müftü efendi, Ankara’ya gelirken otobüste yanında oturan hacıyla sohbete dalarlar.

Hacı, yol arkadaşının mesleğini sorar. Arkadaşı, “Papaz” olduğunu söyleyince hacı ilk defa gördüğü papazı Müslüman etmeye karar verir. Ona çok nazik davranır. Dinlenme tesislerinde yemekler hacıdan yenir. Arkadaş arada bir İslam dinin gerçek din olduğu konusunda arada bir gönlünden geçtiğini söyler ve hacıya ümit verir.

Ankara garajında ayrılırlar. Bir kaç yıl sonra bir camide papazın namaz kıldığını görünce hac, namaz sonrası boynuna sarılır ve “O gün, ben senin Müslüman olacağını bilmiştim” der.

Müftü efendi hacının sevincini boğazında bırakmamak için gerçeği yine de söylemez.

Bizim halkımızın mayası sağlam.

Biz, okumuşlar, bozulabiliriz ama halkın mayası sağlam kalmaya ve devamlı bozulmaları tamir etmeye devam ediyor.

Bu türden yer değiştirmeleri Rabbimiz, şöyle haber verir:

فَتَرَى الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ يُسَارِعُونَ فِيهِمْ يَقُولُونَ نَخْشَى أَنْ تُصِيبَنَا دَائِرَةٌ فَعَسَى اللَّهُ أَنْ يَأْتِيَ بِالْفَتْحِ أَوْ أَمْرٍ مِنْ عِنْدِهِ فَيُصْبِحُوا عَلَى مَا أَسَرُّوا فِي أَنْفُسِهِمْ نَادِمِينَ (52)

(52) Kalplerinde hastalık bulunanların “Bize bir belâ gelmesin­den korkarız” diyerek onların (Yahudi ve Hıristiyanların) arasında koşuşturduklarını görürsün. Umulur ki Allah bir fetih veya kendi ka­tından bir emir getirir de içlerinde gizlediklerine pişman olurlar.

 

وَيَقُولُ الَّذِينَ آَمَنُوا أَهَؤُلَاءِ الَّذِينَ أَقْسَمُوا بِاللَّهِ جَهْدَ أَيْمَانِهِمْ إِنَّهُمْ لَمَعَكُمْ حَبِطَتْ أَعْمَالُهُمْ فَأَصْبَحُوا خَاسِرِينَ (53)

(53) (Münafıklar açığa çıkınca) iman edenler “Bütün güçleriyle mü’minlerle beraber olduklarına yemin edenler bunlar mı? derler. Bütün amelleri boşa gitmiş ve zarara uğrayanlardan oldular.” (Maide süresi ayet 52-53)

Medine’de Müslümanların fazla güçlü olmadıkları dönemde münafıklar, hem Yahudi ve Hıristiyanlarla hem de Müslümanlarla hoş ge­çinmeye çalışıyorlar.

Terazinin dili gibi kim ağır basarsa o tarafa meyle­diyorlar.

Allah’ımız bunun da bir hastalık olduğunu haber veriyor.

Reçetesi, ihlasla imana sarılmak,

Geçmişe pişman olarak tevbe etmek,

Rızkın ve Allah’a ait olduğunu hatırdan çıkarmamak,

İzzetin Allah ve rasülüne ait olduğunu, gönlünün orta yerine yerleştirmektir.

 

https://soundcloud.com/erbakan/109-ders-vakia-suresi-83-96-tefsiri-mahmut-toptas

(23)

Loading Facebook Comments ...