Hayatın merkezi camiler olsun – Mahmut Toptaş – 2 Ekim 2018

Tarafından   2 Ekim 2018

Hayatın merkezi camiler olsun – Mahmut Toptaş – 2 Ekim 2018

Giyinme, nefes alma, su içme ve yemek yemeden sonra herhangi bir insana en fazla ihtiyaç olan şey, teni, canı, ağzı, mideyi, suyu, havayı, gıdayı, pamuğu, yünü yaratana teşekkür etmek için bir mekânın seçilmesidir.

Sevgili Peygamberimiz, miladi 622 yılında Mekke’den Medine’ye hicret ettiğinde Medine’de ilk yaptığı iş bir mescit yapmaktır.
Rabbimiz, yeryüzünde ilk yapılan evin Mekke’deki ev olduğunu şöyle haber verir:

“Şüphesiz insanlar için ilk kurulan ev, Bekke’deki (Mekke) evdir. Âlemlere hidayet ve bereket için kurulmuştur.” (Al-i Imran süresi ayet 3/96)

Onun için sevgili peygamberimiz, devesinin Medine’ye vardığında ilk çöktüğü yerin sahibi Sehl ve Süheyl kardeşlerden satın alınarak yapılmıştır bu günkü Mescid’i Nebevi.

Kendisine ev yapmadan cami yapmış ve bizzat kendisi de çalışmıştır.

Herkesin, izin almadan, rahatlıkla girebildiği tek yer, camilerdir.

Bitişiğine Allah Resulü ve aynı zamanda Medine devletinin başkanı Sevgili Peygamberimizin evi yapılmış ve mescitten eve açılan bir kapısı vardı.

Yani devlet başkanının sarayı, köşkü, evi deyin ne derseniz deyin ama mutlaka o mekânın merkezi cami olmalıdır.

Ashab-ı Suffa denilen eğitim merkezi mescidin bir kenarında ve onlar yirmi dört saat uyku hariç Ayet ve Hadisleri ezberlemek, uygulamasını sevgili peygamberimizden görerek öğrenmek ve öğretmekle meşguller.

Mescitte bu günkü tabirle “yaygın eğitim”, Suffa’da “örgün eğitim” devam ediyordu.

Bundan anlıyoruz ki yeni üniversite kurulurken mekânın en merkezinde cami olmalıdır.

Fatih Camii’ne namaz kılmak için gittiğinizde, caminin merkezde olduğunu, eğitim ve öğretim binalarının camiyi kuşattığını görürsünüz.

Rektörler ve planlamacı mühendisler, camileri, üniversitenin en kenarına yaparak ulaşımı zor hale getirmeyin.

Cuma namazında, sağcılar ve solcular ve bütün partilere oy verenler bir araya geldiklerinden, omuz omuza verdiklerinden, yüz yüze baktıklarından, birbirlerine selam verdiklerinden oğulları birbirlerini kurşunlarlarken babalar bu işe karışmadılar.

Camiyi, merkeze, her fakülteye en yakın yere yapınız ve Cuma namazı saatine ders yazmayınız, bakın bakalım onları çatışmaya sevk edenlerin elleri nasıl boş kalacağını görün.

Mescidi Nebeviyi bu günkü imkânlarla donattığınızı ve bütün şehirlerde ona göre yaptığınızı düşünün: Mekânın merkezinde cami.

Caminin sağ duvarına yakın yerde başkanlık binası.

Sol duvarına yakın yerde eğitim-öğretim binası.

Yanı başında maliye/hazine ve bütün ihtiyaç sahiplerinin o şehirde insanca yaşamasını sağlayacak şeklide yardımın verilmesini sağlayan kurum.

Arka duvarına yakın yerde genelkurmay başkanlığı.

Ön tarafta meşru eğlencelerin uygulandığı yerler.

Rektörlüğe bağlı tıp fakültesi, ziraatı, ormancılığı, madenciliği ve bütün bilim dallarının öğretildiği fakülteler.

Köylerde cami merkezde olmak üzere imam, muhtar, sağlıkçı ve öğretmenin her an halkla görüşüp buluşabileceği, çarelerin üretildiği mekânlar ve caminin önü yine meşru eğlencelerin yapıldığı yerler.

Camide fakir-zengin, amir memur ayrımı olmadan saf tutması başkana, genelkurmay başkanına, askere, hastaya doktora yan yana durması öğretilir, aynı yöne dönülmesi, camide Allah’tan başkasının büyüklüğünden başka konuşulmaması öğretilir.

Sevgili Peygamberimizin sünnetinde hapishane yoktur.

Suç işleyeni beş yıl, on yıl, yirmi yıl, müebbet gibi hapis cezası vererek onun annesini, babasını, ailesini, çocuklarını cezalandırma yoktur.

Medine mescidinde üç günlüğüne tutuklu, en fazla on günlüğüne tutuklu tuttuğu vardır.

Onu da herkesin görebileceği ve görüşebileceği yerde tutmuştur.

Hani “açıklık” diyoruz ya, işte o yapılmıştı.

Günümüzde en kapalı işler yapanlar, “açıklık” tellallığı yaparlarken açıklarını kapatma tarafına giderler.

Cuma günü Allah’ın (celle celalüh), Resulünün (Sallallahü aleyhi ve sellem), Kur’an ve sünnet çizgisinde hareket eden devletin emir ve yasakları Hutbe okunurken cemaate duyurulur.

Yani bu günkü resmi gazetenin görevini yapar ama hutbede okunmasında da açıklık vardır.

Resmi Gazete’yi kaç kişi okur?

Hutbeyi her erkek ve camiye giden her kadın dinler.

#MahmutToptas #Mhmt181002

(16)

Loading Facebook Comments ...