Evlenme – Mahmut Toptas

Tarafından   29 Temmuz 2008
Evlenme – Mahmut Toptas
 
Şükreden bir gönül, zikreden bir dil, belalara sabreden bir beden, dinine uygun bir eş, geniş bir ev ve güzel bir bineğe sahip olan insan, yeryüzünün en bahtiyar insanıdır.
 
Ömrümüzün yarısından fazlası beraber olduğumuz eşimizle geçmektedir.
 
Onun için yol arkadaşı seçmekten daha fazla dikkatli olunacak ve hayat arkadaşı iyi seçilecek.
 
Ülkemizde yaz ve güz ayları daha çok evliliklerin olduğu mevsimlerdir.
 
Evlenecek eşler seçimde dikkat etsinler.
 
Sevgili peygamberimiz “Kadın dört şey için nikahlanır: 1-Malı, 2- Soyu, 3- Güzelliği, 4- Dini için nikahlanılır. Sen dini güzel olanı elde et” buyurmuş. (Buhari, Sahih, Nikah, bab 16, hadis 4802, Müslim, Sahih, Nikah hadis: 1466)
 
Diğerleri olmasın anlamına gelmez hadisin manası.
Biz, sıralama yaparken önceliği dini güzelliğe vereceğiz.
 
Evlenecek kadınlarımız da bu sıralamaya dikkat etsinler.
 
Eşler birbirlerini görecekler, tanıyacaklar ve beğenirlerse, hür, Müslüman, akıllı ve ergenlik yaşına gelmiş iki şahit huzurunda evliliğe “Evet” diyerek kabul ettiklerini bildirecekler.
 
Köylerde ve küçük kasabalarda herkes birbirini tanır. Buralarda görücü usulüyle evlenmek yoktur.
 
Büyük şehirlerdeki evlenmelerde aracılar ve görücüler olsa da evlenecek olanlar birbirlerini görmeliler.
 
Sevgili peygamberimiz, Medine’de evlenmek isteyen bir sahabiye “Evleneceğin kadını gör” demiştir.
 
Rabbimiz, evlenilmesi haram olan kadınları Nisa suresinin 23-24’üncü ayetlerinde bildirmiştir. Buna göre kişi annesiyle, kızıyla, kız kardeşiyle, halasıyla, teyzesiyle, oğlan veya kız kardeşinin kızlarıyla, süt annesiyle, süt kardeşleriyle, kayınvalidesi ile evlendiği kadının başka kocadan olan kızıyla, geliniyle evlenmesi haramdır.
 
Bunlarla evlilik ebediyen haramdır.
 
Oğlunuz ölse veya boşansa o gelinle kayınpeder evlenemez.
 
Kayınpederin nikah yönünden kızı gibidir.
 
Sütoğlunun hanımıyla da evlenemez ama üvey oğlu eşini boşasa veya üvey oğul ölse o gelinle üvey baba evlenebilir. Çünkü aralarında hiçbir akrabalık bağı yoktur.
 
İki kız kardeşi aynı nikah altında tutamaz. Biriyle boşanır veya ölürse diğer kardeşle evlenebilir.
 
Evli kadınla da nikahlanamaz. Buna bu günlerde çok dikkat etmek gerekir.
 
Maide suresinin beşinci ayetinde Ehli kitab olan Yahudi ve Hıristiyan kadınlardan iffetli olanlarıyla evlenmeye izin verirken Bakara suresinin 221’nci ayetinde putperestlerle nikahlanmayı yasaklamıştır.
 
Ergenlik çağına gelmiş, aklı başında bir kadın kendisi istediği Müslüman bir erkekle nikahını kıyabilir. (Bak, Bakara 230)
 
Küçük yaştaki çocuğun velisi tarafından kıyılan nikahın geçerli olması için ergenlik çağına gelince kızın bu nikahı kabul etmesiyle geçerli olur.
 
Kız kabul etmezse kıyılan nikah geçersizdir.
 
Onun için Şafii fıkhına göre Şafiiler arasında yaygınlaşan “Beşik kertmece” Hanefi olanlar arasında yaygınlaşmamıştır.
 
Nikahın şartlarından olmamakla beraber evlilikte “Denklik” e çok önem verilmiştir.
 
“Her şey dengi dengine” denmiştir.
 
Kültürlü bir kadının cahil, hımbıl biriyle evlendiğini düşünün. Veya mesleğini bilmediği kocasının cellat olduğunu sonradan öğrendiğini hayal edin.
 
Onun için evlenirken “Avrupa’da işçidir” diye yapılan evliliklerin birçoğu boşanmayla bitmiştir.
 
Artisttir diye yapılan evliliklerin birçoğu da boşanmayla bitmiştir.
 
Yalnız zenginliği sebebiyle yapılan birçok evlilik sorunlu olmuştur.
 
Aradaki zenginlik farkının, dini yaşam farkını, soy sop farkının, kültür farkının, yaş farkının birçok sorunlar çıkardığı çok görüldüğünden fıkıh kitaplarımız denkliğe dikkat edilmesini öğütler ama taraflar razı ise yapılan nikah geçerlidir.
 
“İnsan eşrefi mahlukattır” demişler. Yani yaratılanların en değerlisi ve şereflisi insandır.
 
İşte bundan dolayı evlilik akdi yapılırken erkek, kadına mehir verir.
Bu mehrin alt sınırı vardır, üst sınırı yoktur.
 
Alt sınırı on dirhemdir Yani iki koyun parasıdır.
 
Üst sınır olarak bir insan eşine mehir olarak insansız bir dünyanın tamamını altınıyla, petrolüyle, ormanlarıyla, harmanlarıyla, deniz ürünleriyle madenleriyle hepsini birden mehir olarak verse israf sayılmaz. Çünkü “Hayırda israf yoktur”
 
Günümüz dünyasında yönetimde şeffaflık, açıklık sözleri çokça edilir ama Cumhurbaşkanına veya Başbakana vatandaş tarafından yapılan itiraza veya kanun yapılırken vatandaş teklifine kimse kulak vermez.
 
Bu gün yirminin üzerinde devletin olduğu toprakları Hz. Ömer yönetirken yaptığı bir konuşmada “Mehirler dört yüz dirhemi geçmesin” dediğinde Kureyş kabilesinden bir kadın ayağa kalkar ve “Sen, dört yüz dirhemin üzerini yasakladın. Allah ise Ona (mehir olarak) yüklerle altın vermiş olsanız bile hiçbir şeyi geri almayınız” buyurmuş” deyince Ömer (r.a.) “Allahım, afvını isterim, herkes Ömer’den daha iyi anlıyor. Dileyen dilediği kadar versin” buyurmuş. (Heysemi, Mecmeu-z-zevaid 3/521 hadis no 7502)
 
Bakara suresinin 236 ve 237’nci ayetlerinde nikah kıyılan kadınla temas sağlanmadan boşanma meydana gelmiş daha önceden mehir de belirlenmemişse boşayanın gücüyle orantılı olarak onu faydalandırması gerektiği, eğer mehir belirlendikten sonra temas sağlanmadan boşanırlarsa tayin edilen mehrin yarısının verileceği bildirilir.
 
Eğer hiç mehir konuşulmadan evlilik meydana gelmişse ve kadın da bu hakkını isterse o zaman mehri misil gerekir ki bu da kız kardeşinin veya halasının kızının veya amcasının kızının mehri ile belirlenir.
 
Tabiî ki bu benzerlikler takdir edilirken kıyaslananla kızlıkta, dullukta, güzellikte, çirkinlikte, dindarlıkta, gevşeklikte, zenginlikte fakirlikte, yaşta denk olmaları gerekir.
 
Mehir, kadının hakkıdır. Hiçbir şey istemeyebildiği gibi, takdir edileni de eşi dahil dilediğine bağışlayabilir.
 
Eşler birbirlerine Allah’ın emanetidir. Emanete hıyanet etmeden birbirinizi gözünüz gibi koruyunuz.
29 Temmuz 2008, Salı
 
İslam Âlimi Mahmut Toptaş hocamızın yazılarını WhatsApp ile almak isterseniz +905376467039 numaralı cep telefonumu rehberinize kaydediniz ve WhatsApp’dan İsim,Soyisim Memleket/Yaşadığınız yer bilgisini mesaj gönderiniz. Hasan Göktaş

(94)

Loading Facebook Comments ...

Evlenme – Mahmut Toptas” da bir yorum