EHL-İ SÜNNET, ŞERİATA UYANLAR DEMEKTİR

Tarafından   6 Ekim 2015
EHL-İ SÜNNET, ŞERİATA UYANLAR DEMEKTİR  …:: MAHMUT TOPTAŞ ::…

Üniversite öğrencilerine düzenli yaptığım sohbetlerden birinde her sene şöyle sorarım “Tabiat bilimleriyle Kur’an ayetleri çatışırsa siz hangisinin doğru olduğunu kabul edersiniz?”  dediğimde çoğunluğu Kur’an’ın doğru söylediğine inanıyorlar.

Ben de onlara “Tabiatı yaratan Allah’tır, Kur’an’ı indiren Allah’tır.

Yani, Rabbimizin tabiat kanunları ile Şeriat kanunları çatışmazlar.

Onun için cevap “tabiat bilimleri ile Kur’an çatışmaz” olmalıdır.

“Ama çatışıyor” derseniz doğru söylemiyorsunuz, çatışır gibi görünüyor.

Çatışıyorsa orada ya tabiat bilimi konusunda bilim adamlarımız yanılıyordur veya Kur’an-i Kerimi yorumlayanlar yanılıyorlardır.

Yüz yıl öncesinin ders kitaplarında öğretilen fizik, kimya, gökbilimi, yer bilimi hakkında verilen bilgilerin bir kısmının yanlışlığı ortaya çıkarılmıştır.

Yüz yıl öncesi insanlarımız boşuna tartışmalara girmişlerdi.

Tabiat olaylarına Kur’an, “Sünnetullah” kelimesini kullanır.

Sosyal olaylara da “Sünnetullah” kelimesini kullanır.

Yani, güneş yaratıldığı günden bu güne kadar kendisine Rabbimiz tarafından verilen çizgi/yörüngede dönmeye devam eder.

Bilim adamlarımız “eğer güneş bir metre bize yaklaşırsa bizi yandırır, bir metre uzaklaşırsa bizi dondurur” derler.

Yaratılan her şey milim şaşmaz kurallara uyarlar.

Yalnız insan, yeryüzünde yaratılanların en değerlisi olduğundan  kendisine seçme özgürlüğü verildiğinden iman ve inkar etme tarafına gidebilir.

Mevsimlere göre yememizde, içmemizde, giymemizde değişikler yapmamız, kışın palto, yazın yalnız gömlek giymemiz Sünnetullaha, Rabbin koyduğu kanunlara göre hareket etmemizdendir.

Sosyal olaylarda da kendimizi korumamız için Rabbimizin kanunları vardır.

Kışın paltosunu giymeyenin hastalandığı veya tedbir almadığı için donduğu gibi, toplum hayatında Rabbin peygamberleri aracılığıyla bildirdiği kanunlara uymayanlar da hem bu dünyada hem ahrette hüsrana uğrayacaklarını bildirmiş.

Kur’an-i Kerimde geçmiş toplumların yaptıkları kötülükler nedeniyle cezalandırılmaları anlatıldıktan sonra “İşte bu sünnetullahtır/Allahın kanunlarıdır” der.

Tabiat, ana hatlarıyla, “Hava, su, toprak ve ateş, (güneş de ateşin içinde sayılmıştır” diye özetlenmiş.

Arapça’ da “Anasırı erbea” denilmiştir.

Bu dört ana maddenin içinde sayılamayacak kadar bize faydalı şeyler vardır.

Biz, bu dört maddeyi kirletmemeye, israf etmemeye ve onlara uyumlu olarak yaşamaya dikkat edersek bu dünyamız rahat olur, malımızı ve canımızı korumuş oluruz.

Tabii yiyecek ve giyeceklere alternatif gıdalar ürettiler ama zararlarını görünce tabii olana döndükleri gibi, Şeriat kanunlarına aykırı olsun diye Birleşmiş Milletlerde yedi milyarı temsilen toplanan iki yüze yakın devlet başkanlarının koydukları kanunlar da dünya genelinde fakirliği, kanı, gözyaşını, anaların feryadını, harpleri, darpları artırmaktan başka bir şeye yaramadı.

Rabbimiz, sosyal yaşantımızı da düzenlemek için beş tane olmazsa olmaz şart bildirmiştir.

“İslam’ın beş şartı” diye ezberletilen şartların birincisi olan,

Kelime-i Şehadet, Yaratanın, yaşatanın ve yönetenin Allah celle celalüh olduğunu, Muhammet aleyhisselamın, Allah’ın kulu ve Rasülü olduğunu yürekten kabul ettikten sonra dil ile ikrar etmekle kişi Rabbinin Şeriat kanunlarına uyacağını ve onları Kur’an’dan öğreneceğini, öğrendiklerinin de nasıl yaşanacağı konusunda örnek olarak Allah’ın elçisini alacağını ikrar etmiş oluyor.

Namaz, oruç, hac ve zekatla da dinini, aklını, malını, nefsini ve neslini korumuş oluyor.

Soğuğa karşı sıcakla tedbir aldığımız gibi, kötülükleri engellemeye karşı da namazla tedbir alınır.

Rabbimiz,

اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَأَقِمِ الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ 

Kitaptan sana vahyolunanı oku. Namazı dosdoğru kıl. Şüp­hesiz namaz, fuh­şiyattan ve kö­tülükten alıkoyar. Allah’ı zikretmek ise en büyük (iş) dir. Allah yaptık­larınızı bilir.” Buyurur. (Ankebut süresi ayet 45)

 

Kalbi ve kalıbıyla, usulüne uygun namaz kılanlar, dünyanın her tarafında en az suç işleyenlerdirler. İsterseniz çevrenizden araştırınız.

Kur’an’ın bütün emir ve yasaklarına uyduğumuzda bizim bu dünyada insanlığımızı yitirmemizi, hayvanlardan daha aşağılara düşmemizi engeller

Dört mezhep imamlarımız, “Ehli Sünnet” tendirler.

Ehli Sünnet olanlar, Tabiat kanunlarına uydukları gibi Şeriat kanunlarına da sevgili peygamberimizi örnek alarak uyanlardırlar.

Mezhep imamlarımız, o şeriat kanunlarını, Fıkıh kitaplarında, zamanın şartlarını da göz önüne alarak maddeler halinde bize yazıveren değerli alimlerimizdirler. Allah, hepsine rahmet eylesin.

 

https://www.youtube.com/watch?v=C01EEzY91Cs (049 Araf Suresi Tefsiri 85-91 Ayet-i Kerimeler Tefsiri – Mahmut Toptaş

(28)

Loading Facebook Comments ...