DİPLOMA MI İŞİNİN EHLİ OLMAK MI? …::MAHMUT TOPTAŞ ::…

Tarafından   11 Kasım 2016

_mg_3821Mevcut fakültelerin tamamı eğitimlerine devam etsinler.

Hatta eğitim kalitesini artıracak tedbirler geliştirilsin ve uygulansın.

Ancak özel veya resmi kurumlara atanacakları imtihanlarda hiçbir kişiden diploma aranmasın.

Müracaatta dileyen Fakülte diplomasını da versin ama imtihan soruları imtihana katılan diplomasızlarla aynı olsun ve kim sorulara doğru cevap verirse o kazansın.

Farz edin k, bu gün İmam Ebu Hanife uçakla hava alanımıza ineceği haberi gelse başta Cumhurbaşkanımız, Bakanlar kurulu, Diyanet işleri Başkanı ve tüm halkımız karşılar.

Birkaç gün sonra Diyanetten bir görev istese diploması olmadığı için boynumuzu bükerek saygı ve sevgimizden “Maalesef” kelimesini söyleme cesaretini bile gösteremeyiz.

Olmayacak yerden örnek verdiğimin farkındayım.

Günümüzden örnek vereyim:

Eğer 1956 yılında Müftü tayinlerinde İlahiyat fakültesi diploması veya İmam-Hatip diploması aransaydı, dini eğitim kalitesi yönünden şu andaki seviyeye gelemezdik.

Şu anda bir çok il ve ilçemizin Müftü ve vaizleri ondan eğitim aldılar.

O, ilkokul diplomasını hariçten almıştı.

1956 yılında Müftülük imtihanına girmiş, Urfa gibi bir ilimizin Müftülüğüne kadar yükselmişti.

İlminin farkına varanlar, İlahiyat veya İslam Enstitüsü diploması kompleksine kapılmadan onu 1974 yılında Haseki Eğitim Merkezinde Tefsir ve Fıkıh dersleri vermesi için atamıştı.

1974 yılından bu güne kadar ara vermeden eğitimine İstanbul’da devam eden,

Bir çok İlahiyat fakültesindeki doktor, doçent ve profesöre hocalık yapan,

Halil Gönenç hoca efendi, “Hocaların hocası” diye anılırken, Başakşehir Belediye Başkanı sayın Mevlüt Uysal öncülüğünde  eski ve yeni Diyanet İşleri Başkanlarının katılımıyla Halil Gönenç hocama “Türkiye Müftüsü” adı verildi.

Buyurun, eğer şu anda bu ilmiyle yeni bir görev istese hiçbir yere alınamaz.

Kimyager mi alacaksınız açın imtihanı ve yalnız kimyadan sorun, sorulara doğru cevap verenler kazansın.

Bir il müftümüzün davetlisi olarak konferansa gittim.

Cumartesi akşamı konuşma yaptım.

Küçük bir ilçenin müftüsü, Pazar günü öğle namazında camide cemaate konuşmamı istedi. O ilçeye de  gittik.

Müftü efendi: “Üç tane vaizim var. İkisinin ardında namaz caiz olmaz kıraatleri çok zayıf. Cami imamına, vaizi namaz kıldırmak için teklifte bulunmayın diye uyardım” dedi.

Bazı Bakanlıkların ve özel kuruluşları KPSS siz memur alacaklarını açıklamaları bu güne kadar yapılan dayatmaların zararının görülmesinin ifadesidir.

Hollanda’da on bin nüfuslu bir şehirde Belediye Başkanı ve Emniyet Müdürü yıllardır o şehirde çalışan doğru dürüst adil ama ilkokul diploması da olmayan benim de tanıdığım bir işçimiz hakkında o hale gelmişler ki, ondan habersiz Türklere yönelik bir işleme başlamamaktadırlar.

Turistlerin oturma almalarının imkansız hale geldiği günlerde “Buna oturma ver” dediğinde isteği hiçbir zaman geri çevrilmemiştir.

İster diplomalı, ister diplomasız olsun ama kişi, işinin ehli olsun.

12 Eylül 1980 darbesi yıllarında şehrin hocası, Ağır ceza reisine içkiyi bıraktırır ve namaza başlatır.

Birileri de Adalet Bakanlığına, “Reis bey, İlkokul diploması bile olmayan filan hocanın etkisi altında” diye şikayet eder.

Müfettiş gelir, bir hafta kalır, bir çok insanı dinler.

Gideceği zaman, ağır ceza reisi, müfettişe: “Hocayı da bir dinleseydiniz” der.

Müfettiş: “Ben de bağlanabilirim, uzak durmam lazım” der ve gider.

(95)

Loading Facebook Comments ...

DİPLOMA MI İŞİNİN EHLİ OLMAK MI? …::MAHMUT TOPTAŞ ::…” da bir yorum